Kentin Dijital Çağında "Gölge" Kadrolar: Şehirlerde Muhtarlık Kurumu Neden Sorgulanmalı?
Türkiye’nin idari yapısının en köklü taşlarından biridir muhtarlık. Tarihsel kökleri Osmanlı’ya kadar uzanan bu yapı, mahalli idarelerin ilk basamağı olarak yerel demokrasinin simgesi kabul edilmiştir. Ancak her müessese gibi muhtarlık müessesesi de zamanın ruhuna, teknolojinin gelişimine ve toplumsal ihtiyaçlara göre evrilmek, en azından güncellenmek zorundadır. Bugün geldiğimiz noktada, dijitalleşmenin tüm kamu hizmetlerini evlerimize taşıdığı bir dönem de, şehir merkezlerindeki muhtarlıkların varlığı ve bu yapıya aktarılan kamusal kaynaklar artık rasyonel bir temelde açıklanamamaktadır.
Rakamların soğuk ama çarpıcı gerçeğiyle başlayalım. Türkiye genelinde muhtar sayısı yaklaşık 50.500 civarındadır. Bu rakamın ezici bir çoğunluğu, yani tahmini olarak 30 bin kadarı büyükşehirlerde ve il/ilçe merkezlerindeki mahallelerde görev yapmaktadır. Günümüzde bir muhtarın aylık maaşı 30 bin ile 40 bin lira arasında değişmektedir. Sadece şehirlerde görev yapan 30 bin muhtarın ortalama 35-40 bin TL maaş aldığını varsayalım; ortaya çıkan tablo hazinenin omuzundaki yükün ne denli ağır olduğunu gözler önüne sermektedir. Milyarlarca liralık bu kamu kaynağı, kent merkezlerinde fiilen hiçbir vatandaşı kapısından içeri girmeyen, varlığı ile yokluğu aynı hesaba gelen bir kadroya aktarılmaktadır.

E-Devlet Var, Muhtarlık Kapısından Geçen Yok
Peki, şehirdeki bir vatandaş muhta rın kapısını en son ne zaman çaldı?
Cevap net: Nerdeyse hiç.
Eskiden ikametgâh belgesi almak, nüfus cüzdanı sureti çıkarmak ya da tebligat takibi yapmak için muhtarların yolu tutulurdu. Bugün ise e-Devlet kapısı parmaklarımızın ucunda. Adli sicil kaydından tapu bilgilerine, vergi borcundan askerlik durumuna kadar her türlü resmi işlem saniyeler içinde dijital ortamda çözülüyor. Trafik cezası, mahkeme ilamı veya resmi bildirimler bile artık dijital tebligat sistemleriyle ya da e-Devlet üzerinden anında görülebiliyor.

Şehir merkezindeki bir mahalle sakini, mahallesindeki muhtarın adını dahi bilmez ken, muhtarların da mahalledeki kentleşme ve apartman yaşamı dinamiklerinde işlevsel bir karşılığı kalma mıştır. Onlarca katlı rezidansların, sitelerin ve binlerce nüfuslu apartmanların bulunduğu modern şehirlerde muhtarlık, işlevini yitirmiş sembolik bir ünvandan ibarettir.
Kırsalda Hayati, Kentte Gereksiz Bir Yük
Bu eleştiriyi yaparken muhtarlık kurumunu tamamen reddetmek haksızlık olur.
Özellikle köylerde ve kırsal beldelerde muhtar; devletin eli, gözü ve kulağıdır. Altyapı eksikliğinden köyün ortak merala rına, yaşlıların bakımından yerel krizlere kadar kırsal kesimde muhtar hâlâ vazgeçilmez bir köprüdür.
2008 yılında Özel İdare’yi büyükşehirlerden nasıl gereksiz görüp büyükşehirlere aktardıysanız, aynısını şehir içinde sözde görev yapan, yan gelip yatan ve maaş alan muhtarlar için de yapılmalıdır, hazineye ek külfettir.
Ancak sorun, kırsaldaki bu zaruri ve feda kâr kamu hizmeti ile büyükşehirlerdeki "bankamatik" düzenine dönüşen şehir muhtarlığı arasındaki kulvar farkını görmezden gelmektedir.
Kırsaldaki 20 bin muhtarın üstlendiği sosyal sorumluluk başımızın üstünedir; fakat şehirdeki 30 bin muhtara her ay ödenen milyonlar, derinleşen ekonomik sıkıntılar ve bütçe açıkları karşısında hazineye vurulmuş haksız bir darbedir.

Kaynaklar Doğru Yere Aktarılmalı
Bugün tasarruf tedbirlerinin konuşulduğu, kamuda her kuruşun hesabının sorulduğu bir ekonomik iklimde, şehir merkezlerindeki muhtarlıklar acilen masaya yatırılmalıdır.
Şehirlerde muhtarlıklar kaldırılmalı ya da nüfusa oranla işlevsel bir idari yapıya dönüştürülmelidir. Şehirdeki muhtarlara ödenen o devasa maaşlar; eğitime, üretime, fakir fukaraya, kimsesi olmayan yaşlılara, sosyal yardımlara veya kırsaldaki kalkınma projelerine aktarılmalıdır.
Devletin bütçesi yol geçen hanı değildir. Çağın gerekliliklerine ayak uyduramayan, dijitalleşmeyle birlikte işlevini yitirmiş kadroları beslemeye devam etmek kamusal vicdanla bağdaşmaz. Şehirde muhtarlık müessesesi artık bir ihtiyaç değil, bütçeye vurulan gereksiz bir prangadır. Bu gerçeği görmek ve idari reformu cesaretle hayata geçirmek zorundayız.
Örnek vermek gekirse;
Bir muhtar aylık 35 bin lira alıyorsa, 12 ile çarptığımızda yıllık 420 bin lira hazineden çıkıyor.
tabi ayrıca ticaret yapıyor bunu da unutmamak lazım, birde emeklisi varsa, oh misler gibi...
4 yıllık tgörev süresi boyunca; 1.680.000 TL (Yani 1 milyon 680 bin TL)
Çıkan sonuçla 30 bin muhtarın maaşını hesaplarsak, 1.680.000 TL X 30.000 = 50.400.000.000 TL (50 milyar 400 milyon TL) yapar.
Yani hazineye getirdiği yük!
İlgililerin dikkatine.
BELEDİYELERDEN ALDIKLARI DESTEK DE CABASI...
Size mahallemizden iki örnek.
Çınarlı Mahallesi muhtarlığı çay satıyor, bardağı 20 tl. Yani dışarda satılan çay ücretiyle aynı. Hani belediyeler kent lokantası açarak kişi başı üç çeşit yemeği 40 liraya veriyordu ya...
Neden çayı garip guraba içsin diye 10 liradan yapmıyor?
Ekonomik durumu iyi bir insan gidip orada oturmaz. Adana'da bine yakın muhtarlık var, bazıları özel seçilmiş, esnaflık yapıyor. Atatürk Parkı’nda çay satılması için maalesef belediye muhtarlığa çay kulübesini yapmak için 10 gün mesai yaptı. Ağaçları kesti. İçini dayayıp döşedi ve muhtarın emrine verdi. Kimin parasıyla yaptı?
Neden belediye çarşının merkezinde vatandaş yararlasın diye sosyal tesis yapmıyor?
Biz muhtarları esnaflık yapsın diye mi seçiyoruz. Çoğu muhtarlığı rant kapısı yapıyor. Ama şu anlama gelmesin, hepsi değil desekte, yarısından fazlası maalesef böyle.
Geçmiş dönem muhtarlıkta orayı çayhane yapmış ve belediye çalışanları da orayı her sabah temizlerdi.
Muhtarın suyu ve elektriği beleş. Aldığı maaş yetmiyor, birde çay satarak oradan kar elde ediyor.
Herkes bir dümen tutturmuş gidiyor...
Dijital çağda şehirlerde neden muhtarlık olsun, biri bana bunu anlatsın.
Kurtuluş Mahallesi muhtarı da üzerine vazifeymiş gibi Atatürk Ziyapaşa Çocuk Parkı’nı kendi isteği üzerine dizayan ettirdi. Çocuk parkında sıralı dükkanların ne işi var? Birileri gelip parkı bir haftalığına izlesin, aileler çocuklarını götürmüyor, çünkü içinde ağaçları kestirip yok ettirdi. Kamelyalar, devasal ağaçlar ve yılların yaseminleri yok edildi. Bunun hesabını neden vermiyor?
Bu muhtarların görevi midir. Muhtarlık dışında her şey yapıyorlar, makama ya kocalarını, ya kardeşlerini yada bir yakınını oturtup kendileri onrada burada iş peşinde koşturuyorlar.
Mahalle sakinlerine bir sorsunlar.
|