İbni Haldun; Coğrafya kaderdir, demiş.
"Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır" diyen Sezai Karakoç
Nasıl da güzel tesbitler yapmışlar.
***
Küreselcilere Deccal deniyor.
“Yeni dünya düzeninde, demokrasi ve hukuk”
Rafa kalkıyor.
***
Dünyada 195 ülke var
Hiçbiri güvende değil
Terör estiren İsrail’i…
Ne yazık ki kimse durduramıyor.
***
Dünya güvende değil!
Bir tarafta ABD
Diğer tarafta Çin ve Rusya güç yarışındalar.
Diğer ülkeler bu üçlüye çerez gibi geliyor
***
57 Müslüman ülke var, ama güçlerini birleştiremiyorlar. O yüzden hep kapı eşiğinde parasıyla saygınlığını koruyor.
Dünyanın yüzde 25’i Müslüman…
Dünyanın en büyük 5 dini, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm, Budizm ve Çin geleneksel dini (Taoizm/Konfüçyüsçülük) olarak sıralanıyor.
***
ABD ve İsrail, İran’a saldırarak bir okula bomba atıp 168 çocuğu öldürdü.
İran halkı direniyor ve ABD ve İsrail’e karşı birleşerek, rejimden hoşnut olmazsa da bütün ziynetlerini devlete teslim etti.
Yurt dışında olan İranlılar bile bile ülkelerine geri döndü.
Genlerinde pers var.
Onurlu bir halk!
***
ABD Başkanı Trump maalesef her gün İran için açıklamada bulunuyor, ertesi günü kendini yalanlıyor.
bir ileri bir geri, tango gibi. Trump konuştukça borsa tepetaklak.
İbreler yönünü şaşırıyor. Petrol fiyatları zirve yapıyor.
Altın yere çakılıyor.
***
Çevreme söylemiştim.
"Trump borsa oynuyor" diye.
Konuşuyor düşüyor, konuşuyor yükseliyor, Trump ve çevresinden başkası bilmiyor.
Dediğim doğru çıktı, yakınları borsa oynuyormuş. Peki bu suç değil mi. Kim ne diyebilir ki, onlar savaşın zararlarını işte böyle çıkarıyorlar.
DÜNYANIN VİCDAN SINAVI
İbn-i Haldun’un yüzyıllar öncesinden gelen "Coğrafya kaderdir" tespiti, bugün tarihin en karanlık sınavlarından birini veriyor. Ancak bugün bu kader, sadece toprakla değil; küresel güç odaklarının, "Yeni Dünya Düzeni" adı altında yasaları ve insanlığı hiçe sayan projeksiyonlarıyla şekilleniyor.

1-Hukukun Sonu ve Kabileleşen Devlet
Bir zamanlar "özgürlükler ülkesi" olarak dünyaya pazarlanan ABD, bugün kendi içinde bir "kabile devleti" refleksine teslim olmuş durumda. Yasaların rafa kaldırıldığı, "Anayasa değil, kendi ahlakım sınırımdır" diyen bir anlayışın hakim olduğu bu yeni sistemde, artık modern devletten değil, sadece sadakat ve güce dayalı bir yapıdan söz ediyoruz. Halkın %60’ının sokaklara dökülerek bu keyfiyete "Dur!" demesi, aslında küresel bir sistemin çöküşünün habercisidir. Kurumlar sustuğunda ve hukuk bir kenara itildiğinde, geriye sadece bir kişinin ya da grubun sınırsız tahakkümü kalır.
2. Hollywood İllüzyonunun Sonu ve Küresel Yalnızlık
On yıllarca Hollywood sineması üzerinden inşa edilen o "mağdur" ve "daima haklı" Yahudi imajı, bugün gerçek dünyanın çıplak gerçekliğiyle çarpışarak yerle bir oldu. Beyaz perdede biz lere "iyilik abidesi" olarak sunulanların, gerçek dün yada uluslararası hukuku nasıl hiçe saydığını tüm dünya izliyor.
Bugün gelinen noktada, o parlatılmış imajın yerini derin bir yalnızlık aldı. Propaganda gücü artık ger çekleri örtmeye yetmiyor. Çünkü hiçbir film senar yosu, bombalanan nükleer tesislerin ve bir okulun enkazı altında can veren 168 masum çocuğun çığlığını bastıramaz. Dünya, artık kurgulanmış hikayelere değil, sönen hayatlara bakarak kararını veriyor.
3. Gazze ve Batı Şeria: Taş Üstünde Taş Kalmadı
İşgal edilen Filistin toprakları, Gazze ve Batı Şeria’ da sergilenen o amansız gaddarlık, insanlığın vicdanında kapanmaz yaralar açtı. Şehirlerde "taş üze rinde taş bırakmayan" bu yıkım politikası, aslında sadece binaları değil, Batı’ nın on yıllardır savunduğu nu iddia ettiği tüm insani değerleri de yıktı. Taşlar yıkılırken maskeler de düştü. Artık 195 ülkenin büyük bir kısmı, bu sınırsız şiddet ve işgal politikası karşısın da sırtını dönmüş durumda. Güçle her şeyi yıkabilir siniz, ama yıktığınız her taşın altında kendi meşruiyetinizi de bırakırsınız.

4. Direnişin Ruhu ve Geleceğin Denklemi
Dünya ülkeleri bugün devasa bir güç savaşının ortasında. Bir tarafta sistemin çöküşüyle sokağa dökülen kitleler, diğer tarafta ise, en zor anında ziynetlerini devlete teslim edecek kadar kenetlenen toplumlar...
Sonuç olarak; Dünya nüfusunun %25’ini oluşturan Müslüman coğrafyası ve diğer mazlum milletler, küreselcilerin bu "deccali" oyununa karşı bir varlık mücadelesi veriyor. Artık kurgu bitti, illüzyon bozuldu. Eskiden "iyi" gösterilenler, bugün Gazze’deki moloz yığınları ve haksız işgalleriyle dünyada yapayalnız kaldı. Tarih, orduların büyüklüğünü değil, en güçlüyü bile durdurabilen hukuku ve sarsılmaz vicdanı yazacaktır.
Dünya insanlık ailesi artık uyanıyor. Aslında bu gök kubbe herkese yeter, dünya insanlık ailesi huzur ve adalet istiyor.
İran halkı ve Gazze halkı dünyaya insanlık dersi verdi. En kötü şartlarda dahi ülkesini bırakmadı.
Ben umudumu korumak istiyorum ve hiçbir devlet halktan güçlü olamaz. Önce halk sonra vatan.
Şeyh Edebali bunu yüzyıllar önce söylemiş. “İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın.”
Adaleti tesis et ki, vicdanlar kanamasın.
***
Öyle veya böyle, ilahi adaletin bir mahkemesi var! O halde hukuk hem bu dünya için hem ahiret hayatı için önemli, o kalkarsa, paralı ve şer odaklı insanların masum insanlara yapacaklarını düşünmek bile istemiyorum. Biz önce Hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak zorundayız. Adalet hepimiz kurtuluşu olacaktır.
|