Yollarımızda her geçen gün artan araç sayısı, beraberinde modern bir felaketi de getirdi: Ekran bağımlılığı. Eskiden trafik kazalarının ana sebepleri hız veya dikkatsizlik olarak adlandırılırdı; bugün ise bu sebebin adı çok daha net: Bir elin direksiyonda, diğer elin telefonda olması.
Kurye Terörü ve "Adres Ezberleme" Sanatının Ölümü
Özellikle motosikletli kuryeler, bu tehlikenin en görünür halkası haline geldi. Bir zamanlar kuryelik ve şoförlük, şehri avucunun içi gibi bilmek, sokakları ve kestirme yolları ezberlemek demekti. Bugün ise bu mesleki becerinin yerini navigasyon tembelliği aldı. Bir elinde telefonla ekrandaki haritayı takip eden, diğer eliyle motoru kontrol etmeye çalışan bir kurye, trafikte pimi çekilmiş bir el bombası gibi ilerliyor. İlerlerken trafiğin içinden yılan gibi kıvrılabiliyor, istediği yerde motoru kullanabiliyor, kaldırımda yürüyen yayaların arasından rahatlıkla geçebiliyor.
"Adres bulamıyorum" bahanesi, bir elin gidondan (iki teker üzerinde hakimiyet kurmaya yardımcı olan bir yönlendirici) çekilmesini meşru kılmaz. Eğer bir kurye gideceği mahalleyi ezberleyemiyor veya en azından telefonunu bir sabitleyiciye takamıyorsa, bu onun mesleki yetersizliğidir. Ancak bu yetersizliğin bedelini, kaldırımdaki yaya, ya da şeridinde giden diğer sürücüler ödemek zorunda kalıyor.
Aracın İçindeki Görünmez Tehlike
Sadece iki tekerlekli araçlar değil, binek araç sürücüleri de aynı "dijital hipnoz"un etkisi altında. Tonlarca ağırlıktaki araçları tek elle savurarak kullanan, gözü sürekli kucağındaki veya vitesin yanındaki telefonda olan sürücüler, denetimin yetersizliğini fırsat biliyor. MOBESE kameralarının veya dronların aracın içindeki o minik el hareketini her zaman yakalayamayacağını bilmek, bu kişilere sahte bir özgüven aşılıyor. "Yakalanmıyorum, öyleyse yapabilirim" düşüncesi, trafik kurallarını birer tavsiyeye dönüştürüyor.
Teknolojinin ve Denetimin Çaresizliği
Kolluk kuvvetlerinin her sokak başına bir polis dikmesi ya da her sürücünün kucağını kamera ile izlemesi fiziksel olarak imkansızdır. Teknolojik denetim bir yere kadar caydırıcıdır; ancak asıl mesele, denetimin olmadığı o karanlık noktalarda sürücünün takındığı tavırdır. Tek elle araç kullanmak bir "ustalık" değil, bir "sorumsuzluk" göstergesidir.

Sonuç: Caydırıcılık ve Mesleki Disiplin
Bu kaosun çözümü sadece ceza kesmekten geçmiyor.
1.Mesleki Standartlar: Kurye ve ticari araç sürücüleri için telefon sabitleyici kullanma zorunluluğu getirilmelidir.
2.Sivil Denetim: Dashcam (araç içi kamera) kayıtlarının ve vatandaş ihbarlarının, bu tür net kural ihlallerinde çok daha hızlı işleme alınması sağlanmalıdır.
3.Firma Sorumluluğu: Kuryesini "hız" ve "puan" baskısıyla telefona mahkum eden firmalar, yaşanan kazalardan doğrudan sorumlu tutulmalıdır.
Yollar kimsenin oyun alanı değildir. Bir elinizde telefon varken sürdüğünüz o araç, sadece bir ulaşım aracı değil, masum insanların hayatını karartabilecek bir silahtır.
Kısaca; Bunu önlemenin tek yolu, araç içi kamera olmalıdır. Veya radikal bir kararla araçlarda yanında telefon bulundurmak yasaklanmalıdır. Çok acil gelen telefona cevap verecekse, emniyetli bir şekilde aracını yol kenarına alır ve konuşmasını yapar, yoluna devam eder. Başka çözüm yolu yok!
Dijital bağımlılık, madde kullanımı gibi…
|