|
||
| “TÜRKİYE HUKUKTAN UZAKLAŞTIKÇA EKONOMİK BUHRAN DERİNLEŞİYOR” | ||
| “TÜRKİYE HUKUKTAN UZAKLAŞTIKÇA EKONOMİK BUHRAN DERİNLEŞİYOR” | ||
| SİYASET Haberi | ||
![]() |
||
“TÜRK MİLLETİNDEN KAYBETTİKLERİ OYLARI SEÇMEN İTHALİ YAPARAK DENGELEME ÇALIŞMASI İÇİNDELER” “AK PARTİ İKTİDARI EN ZAYIF DÖNEMİNİ YAŞIYOR” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Giresun’da basın mensuplarıyla bir araya gelerek Türkiye gündemini değerlendirdi. Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Bugün ve yarın Giresun'da Zafer Partisi Genel Merkez Heyeti ile birlikte ziyaretlerde ve temaslarda bulunacağız. Esasen Giresun Barosu'nu, esnaf ve sanatkârları, Giresun Türk Ocakları'nı ziyaret ederek temaslarımıza başlamış bulunuyoruz. Bu temaslarımızı yarın da sürdüreceğiz ve ilçe ziyaretleri gerçekleştireceğiz. Müteakiben iki gün Ordu'da ve Ordu'nun ilçelerinde saha çalışmaları yaptıktan sonra Trabzon ve Rize'de gerçekleştireceğimiz temaslarla Doğu Karadeniz çalışmalarımızı sonlandıracağız. Daha sonra Genel Merkez'den arkadaşlarımız, Bafra ilçesinde temaslarda bulunarak Ankara'ya dönecekler. Bütün ülke, yedi yıldan bu yana gittikçe ağırlaşan ve artık bir buhrana dönüşen ekonomik buhranı ağır bir şekilde yaşıyor. Türk halkının yüzde 90’ı bu ekonomik buhran neticesinde fakirleşiyor. Ve Türkiye sanayisizleşirken Türk çiftçisi her geçen gün daha fakir hale geliyor ve üretimden kopuyor. Bütün bu ekonomik buhranın ortaya çıkarmış olduğu fakirleşme hükümetin gündeminde değil. Hükümet çiftçinin, hükümet sanayicinin, hükümet esnafın, hükümet emeklinin, asgari ücretle geçinenin derdini çözmek için ortaya bir makro ekonomik plan koyabilmiş değil. Koymaya niyetinin de olmadığı anlaşılıyor. Enflasyonu düşürmek için üç seneden beri ‘talep enflasyonunu kısacağız, azaltacağız’ mottosuyla Türk milletinin yediği lokmadan kesiyorlar. Üç sene önce enflasyon yüzde 38'di, TÜİK rakamlarına göre inanırsanız. Bugün yüzde 32, inanırsanız TÜİK rakamlarına göre. Ortaya çıkan nakit akışını esnafa ve şoförlere kestikleri cezalarla dengelemeye çalışıyorlar. En son çıkartılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden birisiyle de Türkiye'ye en fazla ithal edilen mallarda yeni vergiler getirmişler. Şimdi sanayici bu vergileri kaçınılmaz olarak fiyatlara yansıtacak ve enflasyon da bu oranda artacak. Yani çaresizlik içerisinde günü kurtarma mücadelesi veriyorlar. Sanayici döviz kredisi almak istediğinde Merkez Bankası'na yüzde bir komisyon ödemek zorunda kalıyor. Bu görülmüş bir şey değil. Limiti olduğu halde bankadan kredi alamıyor. Kredi maliyetleri yüzde 60 civarında. Bütün bu ağır buhran manzarası karşısında iktidarın düşündüğü tek şey; yeni yüksek faizli borçlar bulup bu borçlarla emekliye seçim öncesinde zam yapmak, asgari ücrete seçim öncesinde zam yapmak, kredi faizlerini düşürerek seçimleri kazanmakmış. Peki seçimlerden sonra ne olacak? Kriz, buhran şeklinde ağırlaşarak devam edecek. Ekonomide güvenin kalmadığı, hukuk devletinin tasfiye edildiği, her sabah muhalefete mensup belediye başkanlarının ve belediye çalışanlarının operasyonlarla tutuklandığı, tutuklanmak istemeyen belediye başkanlarının iktidar partisine geçerek tutuklanmadan kurtuldukları bir ortamda ekonominin sağlıklı şekilde gelişmesi ve büyümesi mümkün değildir. Türkiye hukuktan uzaklaştığı ölçüde ekonomik buhranı katlanılmaz ölçüde derinleşmeye devam edecektir. Cumhur İttifakı iktidarı şimdi DAM İttifakı'na dönüşerek, yani DEM, AK Parti ve MHP ittifakına dönüşerek Türk milletinin ve Türk devletinin üzerinde artık taşınması zor, hatta mümkün olmayan bir yük hâline gelmiştir. Vatandaş erken seçim ne zaman olacak diye sorarken aslında zihninde seçimin başladığını da göstermektedir. Seçimler yaklaşırken iktidarın bir başka hamlesini daha görüyoruz. Bu hamleyi önce Şam Büyükelçisi, Suriyeli sığınmacıların bundan böyle geri dönmeyeceğini, Türkiye'ye entegre edileceğini açıklayarak ifşa etmişti. Daha sonra İçişleri Bakanı da Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların artık Türkiye'ye entegre edileceklerini söyledi. Seçimler yaklaşırken entegre edecekleri, yollamayacakları bu Suriyelilere vatandaşlık verileceği açıktır. Türk milletinden kaybettikleri oyları seçmen ithali yaparak dengeleme çalışması içindedirler. Bu Türkiye'nin millî kimliğine düzenlenmiş bir suikasttır. Esasen sürekli yeni anayasa çalışmaları çerçevesinde Türk, Kürt, Arap diye Türk milletinin üç parçaya bölünmesi de bu politikanın bir sonucudur. Zafer Partisi olarak Türkiye'nin bu buhrandan çıkmasının tek yolunun hukuk devletine, demokrasiye geri dönüşü olduğunu ve millî, üniter, laik devlet konusunda asla taviz verilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Oysa şimdi ‘çerçeve yasa’ adı altında Abdullah Öcalan'ın onayladığını DEM Partili yetkililerin açıkladıkları bir yasa taslağı Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne getirilecek. Bu yasa taslağı çerçevesinde Abdullah Öcalan İmralı'da mahkum konumundan çıkacak ve bir eve geçecek. Eve geçtiği andan itibaren Abdullah Öcalan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin müebbet hapse mahkûm ettiği bir mahkum olmaktan çıkacağı ve Bahçeli'nin çok istediği yeni statüsüne ulaşacağı kesin hukuki bir gerçek haline gelecektir ne yazık ki. Yani Abdullah Öcalan İmralı'da da olsa serbest kalmış olacak. Yine bu çerçeve yasayla PKK'lılara af getirileceğini ve yurt dışındakilerin Türkiye'ye geri dönebileceklerini anlıyoruz. Bu af yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelirken, öte yandan da muhalefete yönelik operasyonlarla Türk milletinin gözünden bu yasa ile gerçekleştirilenlerin kaçırılmaya çalışılacağını görüyoruz. Ne kadar bunu yapmaya çalışırlarsa çalışsınlar, Türk milleti devletiyle oynandığını, vatanıyla oynandığını, bir terör örgütüne taviz verildiğini görüyor ve görmeye devam edecektir. Biz de Zafer Partisi olarak bu gerçeği vatansever AK Partili yurttaşlarımıza, vatansever Milliyetçi Hareket Partili yurttaşlarımıza, rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş'le birlikte 1965, 1975, 1985 yıllarında ve daha sonrasında siyaset yapan bütün ülkücülere anlatmaya devam edeceğiz. Yine bu kurulan kumpası, Cumhuriyet'e, İstiklal Savaşı'na kurulan kumpası anlatmaya devam edeceğiz. Atatürk'ün partisi olduğu için Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy veren Atatürk sevdalısı Cumhuriyet Halk Partili değerli seçmenlere de Atatürk'ten taviz verilerek Atatürkçü olunamayacağını, bölücülerle pazarlık yapılarak, bölücülerle aynı masaya oturularak Cumhuriyet'in savunulamayacağı gerçeğini tekrar tekrar izah etme konusunda kararlıyız. Gelinen noktada İstiklal Harbi'nin kazanımlarından, millî, üniter, laik devletten geriye adım atacak hiçbir nokta kalmamıştır. Bulunduğumuz noktayı kararlılıkla savunmaya ve bu savunmayı da seçimlerde sandıkla bir zaferle, Türk milletinin zaferiyle sonuçlandırmaya kesin kararlıyız.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Ekonomi başlığı altında Giresun’un en önemli gündemlerinden biri fındık. Partinizin fındık fiyatlamasıyla ilgili, hükümetin uygulamalarıyla ilgili değerlendirmeleri nedir? Fiskobirlik özelinde de çok çeşitli spekülasyonlar, çeşitli kaygılar var. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?” sorusuna verdiği yanıt: “İkinci sorunuzun muhatabı İl Başkanımızdır. Konuyu o takip ediyor. Yine İş Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Zekeriya Mete Bey. Kendisi de bu sektörde çalışmaları olan, ulusal ve uluslararası çapta çalışmaları bulunan bir arkadaşımızdır. O konudaki sorunuzu onlar cevap verecektir. Ancak Türkiye'de, biraz önce ifade ettiğim gibi, çiftçi anayasal hakkını bile AK Parti iktidarı döneminde alamamakta, ihmal edilmekte ve ne yazık ki lobiler, ithalat lobileri, çiftçinin menfaatlerini iktidar desteğiyle ağır bir şekilde çiğnemektedir. Tarım Bakanlığı defaatle ve en son beyaz et tutuklamaları konusunda ve kayyum konusunda gösterdiği gibi, Türkiye'nin menfaatlerini, Türk çiftçisinin ve Türk üreticisinin menfaatlerini savunma konusunda yetersiz olmanın ötesinde bir noktadadır. Ordu'da da Karadeniz'de de Giresun'da da fındık üreticisi dünyanın en kaliteli fındığını üretmesine rağmen, ki burada son yıllarda fındığa dadanan böceği de biliyoruz ve ne yazık ki böcekle yeterli bir mücadele yapılmıyor. Şu ana kadar yapılanlar da çok başarılı olmadı. Ama dünya piyasalarında hak ettiği desteği alamadığı için fındık üreticisi hak ettiği kazancı da elde edemiyor. İtalyan firmaları Türk üreticisinin ürettiğini uluslararası piyasalara çıkarabiliyorlar. Ama Türk firmaları aynı başarıyı sağlayamıyor. Bunun nedeni AK Parti'nin plansız, programsız, vahşi sözde neoliberal ekonomik programıdır. Devlet Planlama Teşkilatı’nı kapatmış olmasıdır. Sanayide ve tarımda planlamadan vazgeçmesidir. Planlama olmadan hiçbir sektörde, tarım dahil, başarılı bir yükseliş, başarılı bir üretim ve başarılı bir gelir dağılımı mümkün değildir. Ben sevgili Karadenizli fındık üreticilerine buradan seslenmek istiyorum: Bu seçimde oyunuzu sizin hakkınızı savunacak olan partiye, yani Zafer Partisi'ne verin. Zafer Partisi'nin deneyimli, devlet ciddiyetine sahip ve devlet aklına sahip kadrolarının hem fındıkta hem de tarımın diğer sektörlerindeki programlarının nasıl etkili olacağını göreceksiniz. Biz ekonomide kalkınmanın tarımdan başladığını düşünüyoruz. Onun için ekonomik programımızın çok önemli bir boyutunu Türk tarımının ayağa kaldırılması oluşturuyor. Tarıma yapılan yatırımlar bir sene içerisinde geri dönüyor. Ama bu da ancak planlama yapılabilmesi durumunda gerçekleşecek bir sonuç. Onun için parti tutarken ve oy kullanırken yapılan hatalardan ders alınarak, sonuçlar çıkarılarak oy kullanılmasında büyük fayda var.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Erken seçim ne zaman olur?” sorusuna verdiği yanıt: “Erken seçimin ne zaman olacağını Erdoğan dahil Türkiye'de kimse bilmiyor. O da kendisi açısından en olumlu şartları oluşturduktan sonra seçim kararı alabileceğini düşünüyor. Fakat Türkiye'nin gidişi Erdoğan açısından olumlu şartların oluşmasının olağanüstü zor olduğunu gösteriyor. AK Parti iktidarı en zayıf dönemini yaşıyor. Anketler de artık yüzde 27, yüzde 26 bandına inmiş durumda. AK Parti 45 yaş üzeri seçmende yüzde 40'ın üzerinde oy kaybetti. Ve Türkiye'nin değişik yerlerinde gerçekten ciddi bir oy kaybı var. Doğu Karadeniz'de ciddi bir oy kaybı var. İç Anadolu'da ciddi bir oy kaybı var. Ege'de ciddi bir oy kaybı var. Emeklilerde, dul ve yetimlerde ciddi bir oy kaybı var. Esnaf AK Parti iktidarına büyük bir tepki içerisinde. Çünkü siftah yapamadan kapatıyor. Maliye Bakanlığı’nın cezaları altında inim inim inliyor. Gittiğimiz her yerde sanayi ve ticaret odalarını ziyaret ediyoruz. Görüyoruz ki sanayicinin iktidardan bir beklentisi kalmamış. Şunu soruyorlar: Artık onların bir şey yapmayacağını biliyoruz. Siz ne yapacaksınız? Biz de Zafer Partisi olarak programımızı açıklıyoruz. Ve Türkiye’yi dolaşarak programımızı açıklamaya, çözüm haritamızı ortaya koymaya devam edeceğiz.” |
||
|
||
| Etiketler: “TÜRKİYE, HUKUKTAN, UZAKLAŞTIKÇA, EKONOMİK, BUHRAN, DERİNLEŞİYOR”, |
|
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.








