|
||
| “ÇOCUKLARA BU YASAYI NİYE ÖĞRETİYORSUNUZ? BU YASA PKK AFFI YASASI” | ||
| “ÇOCUKLARA BU YASAYI NİYE ÖĞRETİYORSUNUZ? BU YASA PKK AFFI YASASI” | ||
| SİYASET Haberi | ||
![]() |
||
“İSRAİL'İN SURİYE'DE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ STRATEJİK HAMLELERE VE TEHDİTLERE VERECEĞİMİZ CEVAP SADECE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NIN BU AÇIKLAMASIYLA MI SINIRLI KALACAK?” “PKK'LILARI HAPİSHANELERDEN SERBEST BIRAKIRKEN GAZİLERİ YERLERDE SÜRÜNDÜREMEZSİNİZ” “İSRAİL SAVAŞ UÇAKLARI SINIRIMIZDA BOMBARDIMAN YAPIP TÜRKİYE'YE KAFA TUTARKEN 25. YILINIZI KUTLADINIZ” “BİR TERÖR ÖRGÜTÜ, MİLLİ BÜTÜNLEŞME ADI ALTINDA DEVLETE ADETA ORTAK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR” “SARAYIN MUHALEFETİ BÖLMEK İÇİN OLAĞANÜSTÜ BİR ÇABA GÖSTERDİĞİ DÖNEMDE BİRLEŞMEYE KARŞI ÇIKMAK, SARAYIN İSTEDİĞİNİ YAPMAK ANLAMINA GELİR” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türk Milleti Basın Toplantısında Türkiye gündemini değerlendirdi. Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Türkiye'nin güneyinde önemli gelişmeler devam ediyor. İdlib'de Ebu Zuhur Hava Üssü, İsrail uçakları tarafından sekiz kez vuruldu. Burası Türkiye'ye kuş uçuşu 70 kilometre uzaklıkta. Eğer bir savaş uçağını kullanıyorsanız 70 kilometreyi üç dakikada kaydedersiniz. Yani Türkiye'ye üç dakika uzaklığa kadar İsrail uçaklarının geldiğini, fütursuzca bombardıman yaptığını ve bu bombardımandan sonra İsrail Başbakanı Netanyahu'nun 'Türkiye'ye önce uyarı yolladık, anlamayınca bombaladık' dediğini görüyoruz. Bu üsse hemen 40 kilometre kuzeyde, Suriye topraklarında hâlen Türk askerlerinin bulunduğu bir başka üs var. Ve Ebu Zuhur Üssü'ne de Türk askerlerinin Şam yönetimi tarafından davet edildiğini biliyoruz. Eğer askerlerimiz orada olsaydı, bir İsrail bombardımanıyla karşı karşıya kalacaklardı. Bu, İsrail'in Türkiye'yi doğrudan hedef alarak Suriye'de gerçekleştirdiği ikinci saldırıdır. Birincisi, Mart 2025'te Palmyra'daki üsse Türk İHA ve SİHA'larının konuşlanacağı haberlerinin çıkmasından sonra gerçekleşmiştir. Bu saldırıdan hemen sonra ABD'nin Ankara Büyükelçisi, Suriye'de Türkiye ile İsrail arasında bir çatışmanın olmaması için bir danışma mekanizmasının kurulması gerektiğini ifade ederek devreye girdi. Şimdi özellikle çok değerli vatansever AK Parti seçmenlerine ve milliyetçi MHP seçmenlerine seslenmek istiyorum. Değerli arkadaşlar, Suriye'de 2011'de başlayan iç savaş 2024 Aralık'ına kadar devam etti. 2024 Aralık'ında Beşşar Esad rejimi devrildi. Beşşar Esad rejimi devrilince AK Parti ve MHP, 'Suriye'yi fethettik, bu bizim zaferimizdir. Beşşar Esad'ı devirdik' diye adeta bayram yaptı. Sizler de bu yayınlardan etkilenerek, bu açıklamalardan etkilenerek Türkiye'nin Suriye'de bir zafer kazandığını zannettiniz. Oysa Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump, Beşşar Esad rejiminin devrilmesiyle Suriye'de 2 bin yıllık işgalin sona erdiğini üç defa söyledi. Bu 2 bin yıllık işgal ne işgaliydi? Kim işgal etmişti? Kimden işgal etmişti? Vadedilmiş toprakların işgalinden bahsediyordu. Bu 2 bin yıl içerisinde Suriye'ye Roma hâkim oldu, Bizans hâkim oldu, sonra Emeviler ve Abbasiler hâkim oldu; ama son bin yılın 900 yılında da Türk devletleri Suriye'de Trump'a göre işgalciydi. Ve şimdi işte bu işgal bitti diyordu, 2 bin sene süren. Çünkü Suriye artık İsrail'in açık operasyon alanı hâline gelecekti ve Trump bunu açıklıyordu. Ve İsrail Hava Kuvvetleri, sistematik bir bombardımanla Suriye'nin bütün limanlarını, bütün hava kuvvetlerini, bütün cephaneliklerini havaya uçurarak Suriye ordusunu veya o ordudan geriye kalanları ve HTŞ’nin oluşturduğu yapıyı adeta bir Kalaşnikof ordusuna dönüştürdü. Piyade tüfeklerinden başka bir şey olmayan. Ve sonra Golan'daki su kaynaklarını işgal etti. Güneyde Dürzi bölgesinde istediği gibi hareket ediyor. Desteklediği PKK'ya özerk bölge oluşturulmasında ciddi girişimleri oldu. 2025'te Türkiye'nin Palmyra'da üslenmeyi düşündüğü, İHA ve SİHA yerleştirmeyi düşündüğü üssü bombaladı. Ve burada AK Parti geri adım attı. Ve şimdi Türkiye'ye kuş uçuşu 70 kilometre olan, üç dakikalık uçuş mesafesinde olan bir yeri bombalıyor ve Türkiye'ye mesaj veriyor. Açık açık tehdit ediyor. 'Buralarda uçamazsın' diyor. Ve Suriye'de insani amaçla köprü yapan Türk istihkâm birliklerinin üzerinde İsrail F-35'leri uçuyor. Birliklerimiz aşağıda hava koruması olmadan iş yapıyorlar. Ve İsrail, Suriye hava sahasını dilediği gibi kullanıyor. Buradan İran'a yapılan saldırıları gerçekleştirdi ve artık bu ülkenin topraklarını da sadece kendi etki alanı olarak görüp Türkiye'nin kendi sınır bölgesinde, Suriye sınır bölgesinde dahi etkin olamayacağını söylüyor. Evet, bu Netanyahu'nun saldırgan faşist politikalarına karşı Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan çok sert bir kınama gelmiş. Herhalde buna Netanyahu çok gülmüştür. Çok gülmüştür. Gülmekten belki ölür de Netanyahu'dan kurtuluruz. Politikanız bu mu? İsrail'in Suriye'de gerçekleştirdiği bu stratejik hamlelere ve tehditlere vereceğimiz cevap sadece Dışişleri Bakanlığı'nın bu açıklamasıyla mı sınırlı kalacak? Bunu merakla izliyoruz. İşte biz, değerli AK Partililer, değerli MHP'liler, bunun için 'Suriye'de Beşer Esad yönetimini yıkarsanız bu İsrail'in kazancı olur' demiştik. Ve söylediğimiz şey gün gibi meydana çıktı. Yine bir şeyi hatırlatalım. Zafer Partisi Ağustos 2021’de kurulduğu günden bu yana Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların vatanlarına dönmesi gerektiğini savundu. Biz bu savunuyu yaptığımız için Arap düşmanı olmakla, ırkçı olmakla suçlandık. 'Suriyelileri ateşin içine mi atacaksınız?' diye sürekli bizi suçladılar. Bugün savaşın bitmesinin üzerinden epey zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ milyonlarca Suriyeli Türkiye'de. Ve 6 Haziran'da Türkiye'nin Şam Büyükelçisi, Türkiye'deki Suriyelilerin artık dönmeyeceğini ve Türkiye'ye entegre edileceğini söyledi. Bunu hemen takip eden günlerde İçişleri Bakanı, Suriyelilerin artık işe girmek için izin almayacağını söyledi ve arkasından o da Suriyelilerin Türk toplumuna entegre edileceğini söyledi. Entegre etmek, vatandaşlık vermek demektir. Gördünüz mü? Size yalan söylendi. Türk milletine yalan söylendi. Milyonlarcası kaldı ve vatandaşlık alacak. Durum budur. Lütfen bir kez olsun bu anlattıklarımın üzerinde AK Partili olarak, Milliyetçi Hareket Partili olarak düşünmeyin. Türk olarak düşünün. Çocuklarınıza, dedelerinizden ve babalarınızdan devredeceğiniz bir ülke aldınız. Onu nasıl devredeceğinizi düşünün. Değerli Zafer Partililer, dün yine ilginç bir gelişme yaşadık. Milli Eğitim Bakanlığı bir genelge yayınlamış. Bu genelgede, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve devletimizin hedefleri doğrultusunda, Gazi Meclisimizin ortak iradesiyle kabul edilen 'Millî Dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanunla ortaya konulan millî duruş… Sayın yetkililer, Sayın Bakan, yasa bu. Çocuklara bu yasayı niye öğretiyorsunuz? Bu yasa PKK affı yasası. Bakın, maddelere bakalım. Birinci madde, 'Bu kanunda geçen örgüt, PKK, KCK terör örgütünü ve bağlı bütün oluşumlarını, kurul bu kanunun yedinci maddesi uyarınca oluşturulacak kurulu ifade eder' diye devam ediyor. İnanılır gibi değil. Ne yaptığınızın farkında mısınız? Atatürk'ü unutturmak için elinden geleni yapan Milli Eğitim Bakanlığı, İstiklal Harbi'nin, Kurtuluş Savaşı'nın adını bile yasaklayan bakanlık, şimdi bizi burada Atatürk'e dayanarak diyor ki: 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi, tek vücut olmuş olmak lazım, azim ve kararlılıkla çalışmasını bilen bir millet elbette büyük geleceğe layık ve aday olan bir millettir sözleriyle temeli atılan maarif vekâletinin’. Evet, maarif vekâletinin temeli bu düşünceyle atıldı. Ama bugün gelmiş olduğu noktada bu düşünceden tamamen koptuğu, tarikat ve cemaatlerin denetimine girdiği, millî eğitimi terk ettiği açık bir gerçektir. Değerli Zafer Partililer, değerli vatandaşlarım, Bugün bu basın toplantısına gelirken Sözcü gazetesine yeni girmiş bir haberi gördüm ve okudum. DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Faik Öztürk ve Öcalan'la hapis yatan Veysi Aktaş, Taksim'de bir otelde basın mensuplarıyla bir toplantı yapmışlar ve bu açıklamalar çerçevesinde DEM Partililer, Öcalan'a verilecek görevi duyurmuşlar. Öcalan, bu yasada bahsi geçen iki komisyondan birisinin alt komisyonunda görev yapacakmış. O komisyonun başkanlığını yapacak anlaşılan. Evet, nihayet Bahçeli'nin çok istediği şey oldu ve Abdullah Öcalan'a bir statü bulundu. Bütün bunlar olurken, bir başka ilginç gelişme de İstanbul'da yaşandı. 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı, Türk Coğrafya Kurumu'nun ev sahipliğinde 11-17 Ağustos tarihleri arasında yapılıyor. Ama organizasyonu Uluslararası Coğrafya Birliği üstleniyor. 50 ülkeden genç coğrafyacıların katıldığı bu çalışmada madalya töreninde Kıbrıs Rum Kesimi'nin temsilcisi 'Kıbrıs Cumhuriyeti' diye anons ediliyor ve Rum bayrağı açılıyor. Ve bu toplantıya KKTC'den de hiç kimse davet edilmiyor. Bu nasıl bir rezalet? Türk Dışişleri Bakanlığı uyuyor mu? Yoksa milleti neye hazırlıyorsunuz? Bu konuda Dışişleri Bakanlığı'ndan ciddi bir açıklama bekliyoruz. Ve bir başka açıklamayı da yıllarca PKK terör örgütüyle mücadele etmiş, bacaklarını, kollarını, gözlerini, iç organlarını vermiş gazilerimize Ankara'da yaşatılanlar çerçevesinde gündeme getirmek istiyorum. Dün sabah bir şafak operasyonuyla Güvenpark'tan çıkartıldılar, Gazi Uyum Evine götürüldüler. Oradan İçişleri Bakanlığı'na gitmek isteyince Bilkent’te yolları polis tarafından kesildi. Saatlerce bacakları ellerinde, asfaltın üzerinde beklediler. Akşam, Genel Başkan Yardımcımız, Emekli Kurmay Albay Sayın Fikret Bayır'ın, Genel Başkan Yardımcımız Gazi Emniyet Müdürü Fatih Eryılmaz’ın da girişimleriyle ve ikna çabalarıyla, Gazi Uyum Evine geri döndüler. Önce içeriye alınmayacaklarına dair ifadeler kullanıldı. Yine Fikret Bey'in girişimleri ve görüşmeleri sonunda Millî Savunma Bakanlığı, gazilerimizin orada geceyi geçireceklerini ifade etti. Ama sorun çözülmedi. Bu insanların sorununu çözmek zorundasınız. PKK'lıları hapishanelerden serbest bırakırken gazileri yerlerde süründüremezsiniz. İşte değerli Zafer Partililer, bu zeminde ne yazık ki AK Parti, kuruluşunun 25. yılını büyük törenlerle, halkımızın gözünün içine soka soka ve itibardan tasarruf etmeden, büyük harcamalarla kutladı. Kimin parasıyla? Onu biz iktidara geldiğimizde devlet kayıtlarını incelediğimizde göreceğiz. 5 milyon emekli 23 bin lira maaşla geçinmeye çalışırken, dul ve yetimler 16 bin lirayla geçinmeye çalışırken, 11 milyon asgari ücretle çalışan işçi açlıkla mücadele ederken, PKK'ya af çıkarken, Öcalan komisyon başkanı olurken, ekonomi yerlerde sürüklenirken, İsrail savaş uçakları sınırımızda bombardıman yapıp Türkiye'ye kafa tutarken 25. yılınızı kutladınız. Kutladığınız bunlar mı gerçekten? Bu 25 yıl içerisinde çok şey oldu. Ne oldu? Hatırlayalım. Türk ordusuna yönelik Ergenekon, Balyoz ve casusluk operasyonları oldu. Yüzlerce Türk subayı ve generali hapishanelerde yıllarca suçsuz yere tutuldular. Bir tarikat, paralel devlet kurdu. Bu 25 yıl içerisinde o kadar güçlendi ki sonunda darbe yaptı. Yine bir başka terör örgütüyle pazarlıklar yaptınız, her konuda anlaştınız. Sonra onlar da teröre başladılar ve birkaç ilçemizi geri almak için 793 jandarma, polis, özel harekât mensubunu şehit verdik. Kıbrıs'ta devlet kurmak için daha az sayıda insanımızı şehit vermiştik. Bunlar da sizin iktidarınız döneminde oldu. Fakat şimdi telafisi olmayan bir sürece doğru biz gidiyoruz. Anayasa değişikliğiyle Cumhuriyet'in millî üniter devlet yapısı ortadan kaldırılmaya ve bir terör örgütü, millî bütünleşme adı altında devlete adeta ortak edilmeye çalışılıyor. Bir de bize diyorlar ki bazı yandaşlar, 'Ya IRA’yla da barış yapıldı, ETA'yla da barış yapıldı. Neden PKK'yla da barış yapılmasın?' IRA’nın İngiliz devletine ortak olduğunu hatırlamıyorum. Keza ETA'nın da bir yere ortak olduğunu hatırlamıyorum. ETA başkanının veya IRA başkanının komisyon başkanı olması da söz konusu olmadı. Bunlar sürerken ETA ve IRA mensupları, İspanya ve İngiltere'ye karşı terör eylemlerine başlamalarının ilk gününü zafer yıldönümleri olarak havai fişek atarak kutlamadılar. Ama bunların hepsi burada, bu ülkede ne yazık ki oluyor. Evet, AK Parti'nin iktidarının 25. yılında bunlar da oluyor. Değerli basın mensupları, sevgili Zafer Partililer, Bütün bunlar olurken bu sürece karşı Zafer Partisi, af yasası Meclis'e gelince ayağa kalkmadı. Meclis'e gelince mücadeleye başlamadı. Zafer Partisi bu konuda ilk açıklama yapıldığı günden bu yana kesintisiz bir mücadele verdi. Ve bu mücadeleden ötürü ben 5 ay Silivri'de tutuklu kaldım. Ben Silivri'deyken Zafer Partisi kadroları mitinglere devam ettiler. Karaman'da ve Antalya'da yapmış olduğumuz mitingleri İzmir'deki miting, Kocaeli’ndeki miting, Eskişehir'deki miting izledi. Ve benim Silivri'den tahliye edilmem sonrasında 17 ilde düzenlemiş olduğumuz panellerle Öcalan Komisyonu'nun bugün yapmak istediği şeyleri on binlerce vatandaşımıza anlattık. Ve bugün de yaşanan bu sürecin sonuçlarını Türk milletine her platformda anlatmaya devam edeceğiz.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Basında cumartesi günü bir görüşmeniz olacağı yönünde bilgiler var. Hüseyin Baş, Cevdet Öz, Yusuf Halaçoğlu, Remzi Çayır ve siz beraber bir toplantı gerçekleştireceksiniz. Bu toplantı henüz gerçekleşmedi ancak kapsamına yönelik bir şeyler söyler misiniz?” sorusuna verdiği cevap: “Öncelikle bu cumartesi günü yapacağımız toplantı, Türkiye'nin sürüklenmek istediği süreç karşısında Anayasa'nın ilk üç maddesine, ilk dört maddesine, 42. maddeye, 66. maddeye ve İstiklal Harbi'nin ruhuna ve felsefesine, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine tavizsiz bağlı olduğunu düşündüğümüz Sayın Genel Başkanlarla gerçekleştirilecek bir toplantıdır. Toplantı için Sayın Genel Başkanlara daveti ben gerçekleştirdim ve sağ olsunlar, kabul ettiler. Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu değerlendirmek için yapıyoruz bu toplantıyı ve bütün genel başkanlar muhakkak çok kıymetli değerlendirmelerini paylaşacaklardır o masada. Hepsi Türk siyasetinde ve fikir hayatında, bürokrasisinde yetkinliklerini ispatlamış isimlerdir. Türkiye böyle ağır bir krizden geçerken, her zaman söylüyorum, bir araya gelmesinin mümkün olmadığı düşünülen isimler, Sayın Bahçeli ve terör örgütü lideri Öcalan, yan yana gelirken bizlerin yan yana gelmemesi, anlaşılamaz, kabul edilemez. Elbette biz de Türkiye'nin birliğini, Türk devletinin dirliğini savunmak için fikir alışverişlerinde bulunacağız. Bu toplantının amacı da budur. Bu fikir alışverişlerinden nasıl bir zemin ortaya çıkar, onu da toplantıdan sonra tekrar sizlerle değerlendirme durumunda oluruz. Ama millet bunu istiyor. Biz sokağın sesine, milletin sesine ve vicdanına kulak veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Milliyetçiliği benimseyen partilerin bir araya gelebileceği yönünde bazı çağrılarınız olmuştu. Müsavat Dervişoğlu da İYİ Parti Genel Başkanı'nın bu konuya ilişkin bir açıklaması oldu ve şöyle bir şey söyledi: 'Partimizden ayrılanlar gelecekse pazarlıksız gelsin.' şeklinde bir açıklama yaptı. Bu konuya ilişkin değerlendirmeniz olursa neler söylersiniz?” sorusuna verdiği cevap: “Öte yandan Sayın Müsavat Dervişoğlu ile de telefon görüşmelerimiz oluyor zaman zaman ve bu görüşmelerimizi önümüzdeki süreçte de sürdüreceğimizi düşünüyorum. Ve medya üzerinden Müsavat Bey'le görüşmeye ihtiyacım yok. Onun da ihtiyaç duyduğunu düşünmüyorum. Muhakkak Sayın Dervişoğlu da kendi uygun bulduğu bir zaman diliminde bir değerlendirme yapmayı uygun görecektir diye düşünüyorum. Ama bugün olur, yarın olur, üç ay sonra olur, onu bilemem. Biz her zaman Zafer Partisi olarak kulağımızı millete vererek siyaset yapmanın doğru olduğunu düşünüyoruz ve öyle yapıyoruz. Ve millet de birleşmeyi, bir araya gelmeyi istiyor. Sarayın muhalefeti bölmek için olağanüstü bir çaba gösterdiği dönemde ve bunda başarılı olduğu dönemde, birleşmeye karşı çıkmak, birleşmeyi başarısızlığa uğratmak, birleşmenin karşısında olmak, ittifakların karşısında olmak sarayın istediğini yapmak anlamına gelir. Ben gerçek Türk milliyetçiliği camiası içerisinden, gerçek Atatürkçü camia içerisinden, gerçek yurtsever camia içerisinden sarayın oyununa geleceklerinin fazla çıkmayacağını düşünüyorum. Buna inanmak istiyorum.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Biraz önce Öcalan'a statüden bahsettiniz. Fakat Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ise her konuşmasında bu yasadan Öcalan ve örgütün üst düzey yöneticilerinin yararlanamayacağına vurgu yapmıştı. Burada bir çelişki yok mu?” sorusuna verdiği cevap: “Bu çelişkiyi bana sormayın lütfen. Bu çelişkiyi Numan Bey'e sorun. Benim yapmış olduğum açıklama kendi fikrim değil. DEM Parti temsilcilerinin açıklaması. O zaman Numan Bey Türk milletine doğru söylemiyor demektir. Değil mi? Onun için lütfen Numan Bey'den bir randevu isteyin. Numan Bey bu sorunuza cevap versin. Bu sorunuz kıymetli bir sorudur ve siz de onu Türk milletiyle paylaşırsanız biz de öğrenme fırsatı bulmuş oluruz.” “Ve şimdi çok önem verdiğim ve değerli bir atamayı duyuracağım. Operatör Doktor Sayın Dr. Pınar Telli Celtemen’i davet ediyorum. Arkadaşlar, Pınar Hanım Tokat İl Başkanlığına atanmıştır tarafımca. Sevgili Tokatlılar, Tokat siyaseti gerçekten önemli bir gelişme yaşıyor ve bunun doğrudan sonuçlarını sizler de Tokat'ta önümüzdeki süreçte eminim yaşayacaksınız. Size mükemmel bir il başkanı, buradan Ankara'dan bir Tokatlı kardeşimizi yolluyoruz ve Zafer Partisi'nin bundan sonra Tokat'taki çalışmalarının nasıl etkili olduğunu sizler de göreceksiniz. Sizleri Pınar Hanım'a ve Zafer Partisi'ne destek olmaya davet ediyorum. Çünkü Zafer Partisi, sevgili Tokatlıların temsil ettiği fikri ve vicdani duruşu temsil eden partidir.” |
||
|
||
| Etiketler: “ÇOCUKLARA, BU, YASAYI, NİYE, ÖĞRETİYORSUNUZ?, BU, YASA, PKK, AFFI, YASASI”, |
|
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.








