Uluslararası arenada yankı uyandıran söylemleri ve eylem planlarıyla tartışmaların odağında yer alan ABD Başkanı Donald Trump, yeniden gündemin en sıcak başlığı haline geldi. Dünya siyasetindeki mevcut dengeleri kökünden sarsan adımları, hem müttefik ülkeleri hem de küresel ekonomi çevrelerini derin bir endişe sarmalına itiyor. Uzmanlar, Trump’ın "Önce Amerika" retoriğini "radikal bir kopuş" olarak nitelendirirken, bu kontrolsüz hırsın Küba’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada "kriz tetikleyici" bir nitelik taşıdığı vurgulanıyor.
Başlığa bakıp dehşete kapılmayın demiyorum! Trump’ın ne yapacağı belli olmuyor; bu defa gözünü Küba’ya dikti. Venezuela gibi kötü örnekler varken, dünya sadece seyretmekle yetiniyor.
Bombalar Cepte Patlıyor: Ekonomik Yangın
Siyasi arenadaki bu gerilimler, küresel piyasaları manipüle ederek doğrudan mutfağımıza ve cebimize yansıyor. Akaryakıta gelen her zam, "iğneden ipliğe" her kaleme sirayet ederek yaşam maliyetini katlanılamaz kılıyor. Emeklilerin alım gücünün eridiği, yoksulluğun evlere hapsolduğu bu düzende; İstanbul’dan Anadolu’nun en ücra köşesine kadar insanlar artık çöpe yöneliyor. "Cebimizde akrep var" devri kapandı, artık cebimizde gerçek bir kor alev var ve bu yangın hepimizi sarmaya devam ediyor.
Nükleer Hegemonya ve
Silahlanma Çılgınlığı
Dünya, bir yandan ekonomik krizle boğuşurken diğer yandan akıl almaz bir silahlanma yarışına sürükleniyor. "Zenginleştirilmiş uranyum" tartışmaları, enerji ihtiyacı bahanesinin ardına gizlenen hegemonya kavgalarının bir parçası.
Batı bloğunun, Müslüman ülkelerin bu teknolojiye erişimine koyduğu ambargolar, gücü sadece kendi ellerinde tutma arzusundan başka bir şey değil.
Bu teknolojiyi dünyaya getirenlere lanet olsun! Önceden "bilek gücü" vardı, şimdi ise kurunun yanında yaşı da yakan, geri dönüşü olmayan bir yok oluş teknolojisi var.
İnsanlığın Kanayan Yarası: Gazze ve Propaganda
Tarih, savaşın kirli yüzünü her zaman gizleyemez. İsrail’in Gazze’de hiçbir insani değer tanımadan sürdürdüğü saldırganlık, yıllardır süregelen propaganda perdelerini yırtıp attı. Yıllarca bize izletilen o "film karelerinin" palavradan ibaret olduğu, bugün Gazze’deki enkazın altında gün yüzüne çıkıyor. İsrail, deli dumrul gibi saldırırken dünya sadece izliyor; savaşın gerçek yüzü belki 50-100 yıl sonra tam manasıyla anlaşılabilecek.

Çözüm: İnsanlık Uyanışta
Peki, bu düzen ilelebet böyle mi sürecek? ABD’nin başında, süper güce hiç yakışmayan şizofrenik bir lider ve etrafa tehditler savurarak borsayı manipüle edip halkları fakirleştiren bir sistem var.
Ancak bu gidişat sürdürülebilir değil. İnsanlık bir gün uyanacak ve oy verirken liderlerinden "bağlayıcı" sözler isteyecek: "Hiçbir ülke ile savaşmanı istemiyoruz."
Dünya herkese yeter. Kan içmeye doymayan bu liderlerin devri, ancak sandık başına giden halkların liderlerinden senet karşılığında "savaş istemiyoruz" liderlerden diyen halkların kararlılığıyla sona erecek.
Savaşın kirli yüzünü görebilen ve artık buna "dur" diyen bir insanlık, geleceğin tek teminatı olacak.
Bir gün bu düzen ya yıkılıp herkes altında kalacak, veya yaşanabilir bir dünya olacak.
***
Bakın doğa intikamını alıyor, göklerde de bir savaşın olmadığını kim söyleyebilir.
Bentler yıkıyor, barajlar patlatıyor, ekili alanlar yok oluyor, bu gidişle gıda kıtlığı da yaşanırsa hiç şaşırmayın derim. Bunların hepsi Trump’un eseri diyebiliriz.
Teknoloji’yi kullanırken hiç emek sarfetmiyoruz, aslında insanlık bu yönüyle kendine silahı doğrulttu.
|