40 yılda geçse unutmayacağım bir anım var benim.
7 Ağustos 2009…
Doruk gazetesinin abonesini Adana İmar A.Ş’ye kesmiştim. O zaman Müdür İbrahim beydi.
“Bekle biraz, kurum rahatlasın, bir tek sen değilsin, başka gazetelerde var” demişti.
Sonra Adana İmar’ın genel müdürü değişti, yerine MHP’li bankadan emekli Ahmet Özlü geldi.
Orta boylu, esmer saçları dökük bir adam…
Ben Adana İmar’a geldim, sözde ödeme yapacaklardı.
4 ay bekleyen faturam bana iade olundu. Ödenmeyen paranın kdv’sini ben devlete ödemiştim bile.
Adana İmar A.Ş’nin Müdürü Ahmet Özlü koridora çıktı, elini beline koydu, bir iki tur attı yüksek sesle…
“Ben gazetecileri bu koridorlarda bir dilenci gibi gezerken görmek istemiyorum” demişti.
Bu ifade çok zoruma gitmişti.
Ne demek gazeteciler dilenci miydi ki?
Benim köpeğim doğum yapacaktı, fazla beklemeden Veterinere gittim, o gün kızım Yumoş hayatını kaybettim.
Ey Ahmet Özlü, ne büyük laflar ettin sen öyle, gönül kıra kıra… Aradan 14 yıl geçse de, unutulmuyor.
Ama sen unutuldun sadece bu sert sözlerin kaldı geriye.
Kimbilir daha kimlere ne kötülükler yaptın, en batisi benimkisiydi.
|