|
||
| Babacan; “Adana denilince bizim aklımıza güneşli günler geliyor” | ||
| Babacan; “Adana denilince bizim aklımıza güneşli günler geliyor” | ||
| SİYASET Haberi | ||
![]() |
||
Adana’nın yenilenebilir enerji konusunda ciddi bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Ali Babacan, “Adana denilince bizim aklımıza güneşli günler geliyor” dedi. Adana’nın yenilenebilir enerji konusunda ciddi bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Ali Babacan, “Adana denilince bizim aklımıza güneşli günler geliyor. Güneş enerjisi potansiyeli yüksek olan Adana’da yenilenebilir enerji konusunda ciddi bir potansiyel var. Sağlıklı ve sürdürülebilir toprak yönetimi oluşturarak, düşük verimli alanlarımızı olabildiğince güneş tarlaları ile değerlendireceğiz” dedi. Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) 1. İl Adana Kongresi yapıldı. Özel bir salonda DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın katılımıyla gerçekleştirilen kongreye tek liste ile gidildi. Kurucu İl Başkanı Sadullah Kısacak’ın listesinin yer aldığı kongrede Kısacık tekrar başkanlığa seçildi. Kongreye Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay, Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, CHP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, HDP il başkanlarının da katıldığı kongre saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Partinin Faaliyet Raporu’nu Hasan Erdeve okudu. Ardından açılış konuşmasını yapan Deva Partisi Adana İl Başkanı Sadullah Kısacık, partilerinin kuruluşu ile ilgili bilgiler verdi. Adana’da 4 kişi ile çıktıkları yola bu kadar kalabalık devam etmenin kendisini duygulandırdığını söyleyen Kısacak gündemle ilgili konulara değindi. Babacan kentin yenilenebilir enerji konusunda ciddi bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, “Adana denilince bizim aklımıza güneşli günler geliyor. Güneş enerjisi potansiyeli yüksek olan Adana’da yenilenebilir enerji konusunda ciddi bir potansiyel var. Sağlıklı ve sürdürülebilir toprak yönetimi oluşturarak, düşük verimli alanlarımızı olabildiğince güneş tarlaları ile değerlendireceğiz. Yenilenebilir enerji alanında topyekûn bir atılım gerektiğine inanıyoruz. Şu an ülkemizde lisanssızlarla birlikte 8 bin megavat olan güneş enerjisi santral kapasitesi iki katına çıkabilir. Ama güneşe, güneş gözlükleriyle değil, rant gözlükleriyle bakanlar yüzünden bu olmuyor. Adanalı sanayicimiz de yakından takip ediyor ki; birkaç yıl sonra, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında, Avrupa Birliği’ne ihraç edilen ürünler, üretiminde salınan karbon emisyonuna göre vergilendirilecek. İşte bizler, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği atılımlarımız ile bu konuda da ihracatçılarımızın yanında olacağız. Bu süreçte, ihracatımızın olumsuz etkilenmemesi için çalışacağız” ifadelerini kullandı. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla bir arada yaşamın nadide simgelerinden birisi olarak değerlendirdiği Adana ilgili sözlerine devam eden Babacan, “Sadece toprağıyla değil, insanıyla da ülkemizin gurur şehirlerinden birindeyiz. Türkiye’nin kültürel tarihinde parlayan yıldızların evindeyiz. Dünyaca ünlü yazarımız Yaşar Kemal, vatandaşlarımızın bin bir türlü derdine tercüman olan sanatçımız Müslüm Gürses gibi isimleri yetiştiren topraklardayız. Çukurova’nın gözbebeği Adana’da, siz değerli yol arkadaşlarımın huzurunda, tüm Türkiye’yi muhabbetle selamlıyorum” dedi.
Partilerini kurarak yola çıkma sebeplerini anlatan Babacan, “Bizler, 9 Mart 2020 günü yola ne için çıktık. Düşünen, konuşan, tartışan, eleştiren, birbirini dinleyen bir Türkiye için yola çıktık. Biz, ifade özgürlüğünü reddeden, fikirlerden korkan yönetim anlayışını reddediyoruz. Bu nedenle, parti programımızın en başına hak ve özgürlükleri koyduk. “Hakların, özgürlüklerin pazarlığı falan olmaz” dedik. Öyle eksik-gedik değil, tam demokratik bir Türkiye hayaliyle yola çıktık. Değerli yol arkadaşlarım, şimdi sizlere sormak istiyorum. Tam demokrasi bayrağını, Adana’nın
ırmaklarıyla buluşturacak mısınız? Adana’nın sokaklarında bu demokrasi hareketini büyütecek misiniz? Adana hazır maşallah. Sağ olun, var olun” diye konuştu. Gençlerin son dönemde yaşadıkları kaygı ve sıkıntılara değinen Babacan, “İktidardaki otoriter ortaklığın yaptığı çok kötü şeyler var. Liste uzun tabii, ama en kötüsü ne biliyor musunuz? Gençlerin hayallerini ellerinden alıyorlar. Gençler, bu otoriter ortaklık tarafından sistematik bir şekilde dışlanıyor. Gençler; harçlıklarıyla kitap alamıyor. Kitap fiyatları olmuş ateş pahası. Gençler, arkadaşlarıyla bir kafede oturamıyor. Bir kahve içmek lüks olmuş. Odalarından çıkamıyorlar. Bu ülkenin gençlerine reva görülen hayat standardı bu mu olmalı Allah aşkına? Gençleri hayattan izole, işsiz, arkadaşsız, eşsiz-dostsuz, en fenası “umutsuz” bir biçimde, odalarına hapsetmek reva mı? Ehil kadroların iş başında olduğu, kararların ortak akıl ve istişareyle alındığı yılları hatırlayın. Gençler, yazın çalışıp kazandıkları yevmiyeleriyle son model oyun konsollarının sahibi olabiliyordu. Gençler, biriktirdikleri harçlıklarla sırt çantalarını alıp yurt dışına çıkabiliyordu. Mesleklerine yeni başlayan gençler, uygun kredilerle araba alabiliyordu. Ülkemize hem demokraside hem ekonomide altın yıllarını yaşattığımız zamanlar böyleydi. Peki bugün hangi noktadayız arkadaşlar? Gençlerin, şöyle harçlıklarını biriktirip, iki ülke görmeye güçleri yetmiyor. Bırakın başka ülkeyi, yaşadıkları şehri bile gezemez haldeler. Oyun konsolu falan var ya, tamamen hayal. Yeniden eski günlerdeki gibi atari ilanları çıktı. İnanılır gibi değil, kabul edilebilir değil” şeklinde konuştu.. “Bizler siyaseti laf kalabalığı olarak gören insanlar değiliz” diyen Ali Babacan, siyasetin asıl amacının sorunlara çözüm bulmak olduğunu aktararak, “Bu bilinçle de; daima gençlerin arkasında yürüyoruz. Onlar önde, biz onların gerisinde ilerliyoruz. Dert, tasa dolu gözler umut dolana kadar, gençlerin yüzüne kapanan kapılar açılana kadar arkalarındayız. Torpili olmadığı için işsizliğe mahkûm edilen gençlere yaşatılan bu adaletsizliği sona erdireceğiz. İktidara gelir gelmez, liyakatsizliğin maskesi haline gelen mülakat sistemini kaldıracağız. Çöpe atacağız çöpe. Gençlerin kaliteli, nitelikli, dünya standartlarında eğitim alması için köklü bir eğitim reformu başlatacağız. Gençleri kalıplara sokmaya çalışan dar zihniyeti de tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Gençleri, ailelerinden daha geride bir hayat yaşayacaklarını düşünmeye sürükleyen bu zorbalığa son vereceğiz. İşte biz, başta özgürlük olmak üzere, hukuktan eğitime, ekonomiden dijital politikalara, sağlıktan çevreye kadar tüm alanlarda çalışıyoruz. Bugün gençler teknolojiye erişemiyorlar. Biz tüm ülkeyi geniş kapasiteli fiber optik ağlara kavuşturacağız. Ucuz ve hızlı internet hizmeti sunacağız. Teknoloji ürünlerini, bir lüks tüketim olarak görmüyoruz. Bu ürünlerdeki vergi yükünü gençler için azaltacağız. Gasp edilmiş tüm özgürlükleri de teker teker iade edeceğiz. Bugün gençlerin hayatları çalınıyor. Önce insan diyeceğiz. Kendi vatandaşlarımıza AİHM’de hakkını aramak zorunda bırakan bu otoriter yönetime son vereceğiz. Türkiye’yi dünyada saygın, sözünün eri, güvenilir bir muhatap haline getireceğiz. Ülkemizi Avrupa Birliği’ne tam üyelik rotasına sokacağız. Günün birinde üye oluruz-olmayız inanın hiç önemli değil. Alırlar-almazlar, biz isteriz-istemeyiz hiç önemli değil. Önemli olan bu istikamettir. Bu istikamete doğru ilerledikçe; vatandaşlarımız her alanda en yüksek standartlara kavuşacaktır. Biz, Avrupa Birliği müktesebatına uyum için yol aldıkça, bundan 84 milyon istifade edecektir. Bu kapsamda, ilk olarak, Avrupa’yla bozulan siyasi diyalogumuzu mutlaka yeniden tesis edeceğiz. Avrupa Birliği’yle Gümrük Birliği’nin kapsamının genişletilerek güncellenmesini sağlayacağız. Avrupa Birliği’yle Türkiye arasında vize uygulamasının kalkması için gayret göstereceğiz. Avrupa ülkelerinden ülkemize akacak doğrudan yatırımların artmasını sağlayacağız. DEVA Partisi’nin rotası, Avrupa Birliği’ne tam üyelik kriterleridir” ifadelerini kullandı. Türkiye’yi hem demokraside, hem hukukta, hem de ekonomide süper lige yükseleceklerini belirten Babacan, “Zor koşullar yaşandığında vatandaşına IBAN veren değil, tıpkı Avrupa ülkelerinin yaptığı gibi vatandaşına doğrudan destek veren, sorumluluk sahibi bir yönetim olacağız. Beştepe’nin etrafında kümelenen dar bir grubun kamu kaynaklarını kendi arasında paylaşmasına son vereceğiz. Onun yerine, halkımızın yararı için, Avrupa Birliği’nde geçerli olan, 28 ülkenin uyguladığı, şeffaflığa dayalı kamu ihale mevzuatını Türkiye’de de uygulayacağız. Şimdi Adana’ya sormak istiyorum. Zenginleşen bir Türkiye için hazır mısınız? Hukukun üstünlüğüne inanan bir yönetim için hazır mısınız? Özgürlüklerin doyasıya yaşandığı tam demokratik bir ülke için hazır mısınız? Siz hazırsanız biz de hazırız” dedi. Adana’nın tarımın kalbi olduğunu işaret eden Babacan sözlerini şöyle tamamladı; “Bugün Çukurova’dayız. Tarım Eylem Planımızı duyurduğumuz Adana’da, tarımın kalbindeyiz. Çiftçimizin artan girdi fiyatları karşısında büyük zorluklar yaşadığını biliyoruz. Öyle ki, ürettikçe zarar edeceğini düşünen çiftçimiz artık üretmekten vazgeçiyor. Kendi üretimimiz azaldıkça, tarım ürünlerinin ithalatı artıyor, fiyatlar artıyor. Gübrede, mazotta, tohumda, ilaçta, elektrikte yaşanan fahiş fiyat artışları, tüm Türkiye’ye kronik yüksek enflasyon olarak yansıyor. Peki çiftçiye destek var mı? Rakamlara şöyle bir bakalım. 2022 bütçesinde, Erdoğan’ın açıkladığı tarım destekleri toplam 25 milyar lira idi. Hepsini alt alta yazın, toplayın, çarpın; 25 milyar lira. Aynı bütçede faiz ödemesi ne kadar? 240 milyar lira arkadaşlar. Biz bunu defalarca konuşunca, lütfettiler, dönüp tarım bütçesini 29 milyar yaptılar. Bir 29 milyara bakın, bir de 240 milyarlık faiz bütçesine bakın. Çiftçiye verdiği desteğin tam 8 katını faize ödeyen bir yönetim, ne çiftçiye fayda sağlar ne de faizleri düşürebilir. Arkadaşlar, biliyorsunuz; biz seçimlerden sonraki ilk 90 günde ve ilk 360 gün içinde yapacaklarımızı adım adım taahhüt ediyoruz. Bu konudaki ilkimizi de Adana’da, Tarım Eylem Planımızla gerçekleştirdik. Çünkü biz “zamanı gelince bakarız” diyen bir parti değiliz. Atacağımız her adımı hesaplıyoruz, takvimlendiriyoruz ve açıklıyoruz. İşte bu kapsamda, çiftçimize desteği arttıracağız. Destek miktarlarını ekim dikim döneminde açıklayacağız, destek ödemelerini de aynı yıl içinde yapacağız. Çiftçimizin kredi borçlarını, 2 yıl ödemesiz olmak üzere sıfır faizle taksitlendireceğiz. Ziraat Bankası’nı yeniden çiftçinin bankası yapacağız. Çiftçimizin gübre maliyetinin tam yarısını biz karşılayacağız. Taahhüdünü verdik. Gübre 100 liraysa 50’sini biz karşılayacağız. Bir adım da sulamada atacağız. Çiftçimiz için ayrıcalıklı, düşük fiyattan bir elektrik tarifesi uygulayacağız. Mevsimlik tarım işçilerinin konaklama, sağlık, umumi ve kişisel temizlik olmak üzere yaşam standartlarını iyileştireceğiz. Tarım emekçilerinin çocukları eğitim ihtiyacını karşılasın diye gereken desteği sunacağız. Biliyorsunuz, iklim değişikliği nedeniyle ekim ve hasat zamanları değişti; pamukla anılan bölgede artık ürün deseni farklılaşıyor. Kuraklık büyük bir sorun. Ülkemizdeki bütün sulama yatırımlarını alt alta yazın toplayın, bir Kanal İstanbul parası etmiyor. İşte biz, iktidarımızın ilk 5 yılında Türkiye’deki tüm tarımsal sulama projelerini tamamlayacağız. Toprağı suyla buluşturacağız.” Konuşmanın ardından kongre gerçekleştirildi. |
||
|
||
| Etiketler: Babacan;, “Adana, denilince, bizim, aklımıza, güneşli, günler, geliyor”, |
|
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.








