ABD Hükümeti Afganistan’a Giden Yardımın Önemli Bir Kısmını Çalıyor

06.07.2020 - Pazartesi 23:01

ABD’de yayınlanan oneworld.press gazetesinin haberine göre, ABD, Afganistan’da ülkedeki sivil hayatın yeniden yapılandırılması ve Afganistan’ın kalkınması için Afganistan’a mali destek olarak yaklaşık 130 milyar dolar gönderildi. oneworld.press haberine göre bu paranın hepsi, ülkenin ihtiyaçları için harcanmadı. Bu “yardımların” büyük bir kısmının yolsuzluk sonucu ABD’lilerin cebine girdiğini açıkladı.

İşte ABD’de yayınlanan oneworld.press gazetesinin haberinin tamamının Türkçesi

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan askeri birliklerinin Afganistan’dan derhal çıkmasının gerekliliğine birçok kez işaret etti. Ancak buna rağmen Pentagon, CIA ve sanayi kuruluşları, askeri güçlerin bu ülkede kalmasından yana tavır sergiliyor. Bunda da özellikle Afganistan’a maddi yardım akışının Amerikalılar tarafından kişisel çıkarları adına kullanılması önemli rol oynuyor.

Washington, neredeyse 20 yıldır devam eden “Afganistan Operasyonu” ve ülkedeki NATO ve Amerikan askeri varlığı için çok ciddi kaynaklar ayırdı. Bu kaynaklar, ülkeye sadece güvenlik gerekçeleriyle değil, ülkedeki sivil hayatın yeniden yapılandırılması ve Afganistan’ın kalkınması için de aktarılmıştı. Afganistan’a mali destek olarak yaklaşık 130 milyar dolar gönderildi.

Ancak elde edinen bilgilere göre bu paranın hepsi, ülkenin ihtiyaçları için harcanmadı. Bu “yardımların” büyük bir kısmının yolsuzluk sonucu ABD’lilerin cebine girdiği anlaşılıyor.

Bunun önemli kanıtları arasında ABD’nin Afganistan’ın Yeniden İnşası Müfettişi John Sopko’nun çok sayıdaki raporu bulunuyor. Ayrılan bütçenin bizzat Amerikalı yetkililer tarafından oluşan yolsuzluk ağı, Afganistan’ın içinde bulunduğu askeri-siyasi-ekonomik krizi daha da derinleştiriyor.

Sözleşmelere dâhil olan Amerikalı yetkililerin para transferinin büyük kısmını “yolsuzlukla tutmaları” şu şekilde gerçekleşiyor. Bunda Afganistan’a finansal yardımın dağıtılmasında Amerikalı yüklenici ve altyüklenicilerin yereldeki katılımıyla gerçekleşen çok düzeyli sözleşme sistemleri önemli rol oynuyor. Afganistan’a yardımın “bir kısmının geri almasu” için başta Amerikanın Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) kullanılıyor.

Bu kurumun üzerinden para akışının yaklaşık yarısını yolsuzluk yapanlar alıyor. Örneğin Bedahşan ve Host vilayetlerindeki kadınların durumunun iyileştirilmesi programı için ayrılan bütçenin yüzde 90-95’i “iç edilmiş” durumda.

Kaynaklar, USAID’in standart şeması çerçevesinde ilgili Afgan kuruluşuna aktarılıyor. Bu kuruluş, daha önceden şişirilmiş maliyetleri Afgan Maliye Bakanlığı’na onaylatıyor. Sözleşme gereğince nakit çıkışının yapılmasıyla toplam tutarın yarısı, USAID’le alakalı kişilere gidiyor. Dünya Bankası ve IMF yardımlarının da bu şekilde “yolsuzluğu” söz konusu. Fakat uluslararası örgütlerdeki farklı “tanıkların” varlığı, yolsuzluk payını düşürüyor.

ABD içinde de tartışılan Amerikan finansal yardımlarının hacminin kendisi de önemli soru işaretleri taşıyor. Yukarıda anlattığımız John Sopko, 2020 Şubatında ABD Kongresi’ne sunduğu raporda yapılan yardımın boyutunun Afgan ekonomisinin potansiyelini fazlasıyla aştığına işaret etmişti.

ABD’li müfettişin verilerine göre ayrılan kaynağın hacmi, Afganistan’ın gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYH) yüzde 15 ila 45’ine denk geliyor. Aynı zamanda ABD’nin 2007 ve 2010 yıllarındaki Afganistan’a sübvansiyonları, ülkenin GSYH’nın tamamının üzerinde.

Bu harcamaların amaca uygun olmadığı ortada, ancak yolsuzluk için imkân sunuyor. Bununla birlikte Amerikalı siyasetçilerin Afganistan giderlerinin kısılması için yaptıkları girişimlerin bu yardımlardan kişisel kazanç elde eden askerler ve ayrıca bu alanda faaliyet yürüten yükleniciler tarafından engellendiği görülüyor.

23 Mart 2020 tarihinde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, oldukça şüpheli seçimin sonrasında iki devlet başkanı adayı Eşref Gani ve Abdullah Abdullah’ın uzlaşamaması üzerine Kâbil’e 1 milyar dolarlık yardımı kısacağını açıkladı. Buna karşın Pompeo’nun bu açıklamasının hayata geçirileceğine dair Washington’dan onay gelmedi.

Kısa bir süre önce Amerikalı Demokrat senatörler, ABD Savunma Bakanı Mark Esper’den giderlerin azaltıldığına dair hesapları talep ettiler. Ancak bugüne kadar hiçbir belge kendilerine sunulmadı. Pentagon’un bu defteri kapatmadığı açık. Askerler, kendilerinin de “beslendiği” bu yardımların azaltılmasını istemiyorlar.

Diğer taraftan Amerikan savunma sanayisinin de Afganistan’a ayrılan kaynaklara büyük ilgisi var. Ülkedeki ABD ve NATO birliklerine ve ayrıca Afgan güvenlik kuvvetlerine yönelik satışlar ve tedarikler, Amerikalı üreticilerin çıkarlarına uygun bir şekilde sık sık ekonomik açıdan gerçekçi olmayan şişirilmiş fiyatlarla yapılıyor.

Örneğin Washington, Afganistan’da “M-4” ve “M-16”lar için tanesi 12 sente mermi üretebilecek bir fabrika kurmak yerine, tedarikçilerinden Afgan güvenlik güçlerinin ihtiyacı için tanesi 57 sentten mermi vermeye devam ediyor. Bunun dışında ABD Ordusu, litresine 94 sentten Rus gazyağını almayı reddetti ve tercihini 1,4 dolardan Yunanistan’dan yana kullandı.

Birleşik Devletler, denetimden de kaçmak adına Afgan güvenlik güçlerine mali yardımı, uluslararası kuruluşlar üzerinden değil, kendi kurumları aracılığıyla yapıyor.

Amerikalı yükleniciler, sivil projelerde de aynı düzenek üzerinden ilerliyor: USAID aracılığıyla şişirilmiş fiyatlarla mal ve hizmet sunuyor. Örneğin kısa bir süre önce Afganistan Sağlık Bakanlığı, Amerikalıların da müdahil olduğu bir sözleşmeyle tanesi 48 dolardan 10 bin koronavirüs testi satın aldı. Oysa bu testlerin gerçek fiyatı 5 dolardan pahalı değil.

Daha da “ballı” sözleşmeler de mevcut: Petrol ürünlerinin tedarik edilmesinin, Afgan Ordusunun ve ülkedeki NATO güçlerinin donatılmasının, teknik teçhizatlarının sağlanmasının ve giydirilmesinin lobi faaliyeti Amerikalı kongre üyeleri tarafından yapılıyor. Karşılığında ilgili şirketlerin yönetim kurullarına kongre üyelerinin eşlerinin alındığı biliniyor.

Bununla birlikte yolsuzluk musluklarının aktığı esas büyük yetkililer, ayak işleriyle de uğraşmak istemiyorlar. Çok sayıda elemanlarını “iş çözücü” olarak Afganistan’a gönderiyorlar, üstüne üstlük Afganistan için astronomik olan maaşlara (aylık 30-40 bin dolar) bağlatıyorlar. Tabii bu, birçok sözleşmenin şartları arasında yer alıyor.

Afganistan’a Amerikan yardımları, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki Marshall Planı için ayrılan bütçeyi çoktan geçti. Ancak bu yardımların astronomik boyutlarına rağmen, Amerikalı askeri yetkilileri ve yüklenicileri zengin etmekten başka bir işe yaramadığını söyleyebiliriz. Afganistan’da bu kadar paranın etkisini ve somut sonuçlarını görmek mümkün değil.

Kısa bir süre önce basında Afganistan üst düzey yönetiminin yabancı mali yardım akışını durdurma girişimine dair bilgiler yer almıştı. 2020 Nisanında Afgan Devlet Başkanı Eşref Gani, parlamentoyu atlayarak Maliye Bakanlığı reformunu açıklamıştı. Bu reform çerçevesinde bütçe, vergi ve gümrük konularına bakan bir dizi devlet kurumunun devlet başkanlığı idaresine bağlanması öngörülüyordu. Ancak Washington, Gani’nin bu kararını eleştirdi ve “yolsuzluk” olarak nitelendirdi. Afgan Devlet Başkanı, bu “yorumlardan” sonra kararını geri çekmek zorunda kaldı.

Kabil’in Washington’a siyasi bağımlılığı açık ki, ABD’nin yolsuzluk ağının en önemli kozu. Amerikalılar, Afganistan’a dışardan gelen finansal akış üzerindeki kontrolünü hiçbir şekilde kaybetmek ve hatta paylaşımına kendi adamlarını dahi katmak istemiyor. (CUHA)

Kaynak: http://oneworld.press/?module=articles&action=view&id=1563

YORUM YAZ