Ares'i yeni tanıdım

13.08.2019 - Salı 21:31

Prensesim, Nefertitim Yumoş’um öldüğü vakit, bir karanlığa gömülmüşüm dünya başıma yıkılmıştı. “Onunla birlikte beni de uyutsunlar” demiştim.
Başka bir can istemiyordum. Minik’e dönüp, “O’nun yerine sen ölseydin” diye talihsiz bir cümle sarfetmiştim.
7 Ağustos 2009 yılında ilk gözağrım Yumoş’um rahmetli olmuştu. Bu süreci kolay atlatmamıştım.
Başka bir canlıyı yaşamıma katmak istemiyordum.
Bu defa hayatıma 29 Ekim dediğim ama aslında 26 Ekim 2010 yılında Kara elmas gibi dişi pekines cinsi köpek girdi.
Minik’ime hiç yüz vermedi. Kısırlaştırılmıştı. Onun adını da Yumoş koydum. Yumoş zaman zaman Minik’le oynaşmaya çalıştıysada oğlum yaşça ondan büyük olduğu için ona ayak uyduramadı. Karakızım Yumoş hayatıma girdikten bir buçuk yıl sonra ona kanım ısındı ve sevdim.
Ben her şeye alışarak seven bir karakterdim.
Artık yine iki köpeğimi vardı.
Minik yastığımın üzerinde, Yumoş’ta sırtını sırtıma dayayarak uyurduk.
Hep gece gelir başını elime sürer, “Beni okşa, beni sev” derdi.
Bunun sonu yoktu, çoğu zaman uyumaya çekildiğimizde, yanıma yaklaşıp ellerimi aradığında, ellerimi hep saklardım.
Her seferinde yorgundum.
Şimdi geçmişe takılıp kalp sızısıyla ağlıyorum.
Minik’im iki gözümün nuru oğlum da beni 16 Şubat 2014 yılında terketti.
Yine dünyam başıma yıkıldı, dünya ve yaşam bana anlamsız geldi. Onunla ölmeyi istedim, tıpkı Prensesim Yumoş’umun kaybında hissettiğim duygularım gibi.
Kalbim sızlıyor, mideme her seferinde yumruk yemiş gibiyim veya üzerimde atamadığım bir ağır yük peşimi bırakmadı.
Hiç kolay olmayan süreç ve beni sürekli yıpratıyor.
Minik rahmetli olunca, kızım Yumoş’la birlikte kalmıştık, artık başını okşuyordum, gece uyuduğum zaman karnıma çıkar, asfaltta yürür gibi yürür, hata kahkalarla güler, espriler patlatır, “Hayırdır kızım asfaltta yürür gibi, karnımın üzerinde yürüyorsun” diye takılırdım.
Yorgun düşene kadar başını okşardım.


Karakızım Yumoş’la kendimize bir dünya kurmuştuk, onunla her yere gidiyordum, tıpkı ilk gözağrım gibi, yalnız kalan Minik’im gibi, şimdi de Yumoş bana eşlik ediyordu.
Ares bana bir darbe gecesi geldi.
Hayatıma 16 Temmuz 2016 günü girdi.
Hiç hazırlıklı değildim, ama gazeteci arkadaşım Osman Yavuz getirip üzerime atmıştı.
İlk iki gün kapının eşiğinde sahibini aradı, ağladı sızladı. Babam hasta idi. Onunla uğraşırken, bu küçük köpeğin hıçkırıklarını duysamda teselli edecek zamanım olmadı.
Sosyal medya da ilan sayfaları açtım, sağa sola telefonlar ettim, birilerine sahiplendirmek istiyordum, lakin tuvalet eğitimi olmadığı için kimse istemedi.
Üzerime kaldı.
Yazlıkta sokak canları ona annelik şefkatini verdi. Öyle veya böyle yaklaşık iki ay onlarla birlikte oynayıp zıpladı.
Bu arada Karakızım Yumoş’um Ares’i kıskanıyordu.
Sanki o geri plana atılmış gibi kıskançlığa kapılıyordu, ama gerçek öyle değildi.


Bir hasta, iş güç, evin işi bütün zamanımı alıyor beni epeyce yoruyordu.
Babam memleketini görsün diye Adıyaman’a gittik. Aynı gece beni akrep sokmuştu. Zehir vücuduma yayılmaya başlayınca. Soluğu hastanede almıştık. (Zehirli böcek sokmalarında buz koyun)
13 Eylül sabah saat 6 sularında, kardeşim yolda bir kangal yavrusu gördü, onuda hiç düşünmeden alıp arabaya attı. Böylece bir hasta ve üç köpeğe aylarca baktım. Günde iki defa çişe çıkarmama rağmen, hergün evin içinde tonlarca bok ve sidik atıyordum.
O yetmezmiş gibi, ne kadar ayakkabı varsa kangal yavrusuyla birlikte parçaladılar. Her seferinde antreye koyduğumuz ayakkabılarımız unutuyorduk. Ne kablo bıraktı, ne de ayakkabı, o da yetmezmiş gibi, koltukları yedi, deri koltukları kemirdi.


Kangal’ı babamın öldüğü gün 12 Kasım 2016 günü sahiplendirdim. Ares artık öyle veya böyle tuvalet eğitimini kendiliğinden öğrendi, arada bir eve çişini ve kakasını yapsada, yıllar gelip geçti.


Ares minik bir can, yüzü tıpkı her hangi bir sokak köpeğinin yüzü gibi. İlk günler çok yadırgadım. O’na alışmam zaman aldı.
Ares’te Yumoş’la oynamak kudurmak istiyordu ama Yumoş istemiyordu. İkisinin arasında da epeyce yaş farkı vardı.
Birlikte 2 yıl 10 ay yaşadılar.


Karakızım, Porsuk’um, Fox balığım, canım Yumoş’umu 26.5.2019 günü kaybettim. Onu kendi ellerimle toprağa gömdüm.
Gözyaşlar içerisinde; “Bir gün seninle buluşacağız kızım, Yumoş ve Minik’e selam söyle” dedim.
Bu satırlar yazıldığı vakit Karakızım Yumoş’umu kaybedeli, 77 gün olmuş. Ramazan Bayramında mezarına gidip bayramlaşmıştım. Sokak köpeğimiz Kangal gelip patilerini boynuma dolayıp benimle birlikte ağlamıştı.
11 Haziran’dan sonra o da kayıplara gitti.


Ares tam 3 yıldır bende. Erkek köpek ve komut almadığı için, gel dediğimde gelmediği için, beni takmadığı için, yatakta uyurken, yanıma gel dediğimde gelmediği için, bütün bunlarla nasıl başa çıkacağımı bilemedim.
Ares bu komutları bilmiyordu.
Bir aydır İstanbul’dayız.
Her sabah ve her akşam Haliç Parkı kenarında çişe çıkıyoruz. Ares’e gel dediğimde geliyor, tasmasız bırakabiliyorum, peşimi bırakmıyor.
Nasıl şaşkınım, nasıl duygulandım anlatamam.
Bunu bir ayda mı öğrenmişti, yoksa biliyordu da yapmıyor muydu? Yatağa çağırıyorum geliyor, sırtını sırtıma dayıyor. Yemek yerken yanıma geliyor ve patileriyle ayağa kalkıyor ve yediğimden istiyor. Taşıma çantasına koyuyorum, sessiz duruyor. Baygın bakışları, öksüz ve yetim bakışları gibi beni mahfediyor.
Yumoş’umu hiç unutmadım ve yüreğim kanıyor. Bir yerde hata yaptım mı diye, vicdani sorgulamalarım hiç bitmiyor.
Biz burada Aresle yeniden tanıştık, kaynaştık…
Artık Ares’ten sonra başka bir can hayatıma sokmayacağım, ne Nefertitim’e, ne Minik’ime, ne de Karakızım Yumoş’a asla ihanet etmek istemiyorum.
Ares bir şekilde mecburen hayatıma girdi, birbirimize alıştık, birbirimizin huyunu suyunu biliyoruz artık!
Kayıplar beni yıpratıyor.
Diğerlerinin anılarıyla avunmaya çalışıyorum. Tam 77 gündür bu zorlu süreci atlatabilmek için Karakızım Yumoş’un her gün videosunu izliyorum, kapkara elmas gibi olduğu için, videolarında artık o göremediğim kara gözlerini rahatlıkla görebiliyorum. Yoksa bu acıya nasıl katlanırım.
Kolay değil, bunlar benim cinsim olmazsada, kanım olmazsada, ruhum kadar önemli ve benim bir parçam, o parçalarım lime lime olarak benden parçalar halinde kopsun istemiyorum. Ares’le sanki yeni tanıştık gibi, Karakızım’ın, Porsuk’umun yoldaşı Ares hayatıma hoşgeldin oğlum, diyorum.
10.8.2019 İSTANBUL

YORUM YAZ