BATUM

02.07.2019 - Salı 19:33

Gazeteci-Yazar Fatoş Tekbaş'ın kaleminden

Tiflis’ten saat altı sularından ayrıldım. Otobüsle gece saat 12 sularında Batum terminalinde oldum. Otobüste uyumaya çalıştım. Batum’a girdiğimizde Allah’ım o ne soğuklar öyle. Gece saat bir sularıydı. Otele gitmek yerine, terminalde bulunan üçlü koltuğa uzandım. Bir uyudum bir uyandım. Sabah olmak bilmedi. Yani 4 beş saatlik uyku için otele para vermek istemiyordum.
Sabahı zor ettim. Allah’ım hayatımda böyle bir yağmur görmedim. Önce Trabzon’a gitmek için kendime bilet ayırdım. Son kalan larilerim vardı ve ben Batum’u gezmek istiyordum, bu kadar yağmurun altında yürümem mümkün değildi. Evden ayrılalı 1 haftayı geçiyordu. Sokak köpeklerinin yağmurdan kaçmak için nasıl yer arayışlarını gördüm, o an elimden bir şey gelmezdi. Bir taksici ile anlaştım. Müslüman Gürcülerdendi. Şiddetli yağmurun altında şehri gezecektim. Liman yolundan ilerlerken, Türk gemilerini görmek güzeldi. Liman petrol rafinerleri sıralanmıştı.

BATUM

Karadeniz’in doğu kıyısında, Türkiye sınırına 15 km. uzaklıkta, Çoruh nehrinin denize döküldüğü yerin kuzeydoğusundaki verimli ve düzlük arazi üzerinde kurulmuştur; Sovyetler Birliği’nin Karadeniz’deki en önemli limanlarından biridir. Senenin her mevsimi yağış alması, Kafkas dağları sebebiyle kuzey rüzgârlarına kapalı olması, nemli ve sıcak bir iklime sahip bulunması topraklarında turunçgil ve astropikal bitkilerin yetişmesine imkân vermektedir; denize yakın kesimlerinde kıyı boyunca palmiye, okaliptüs, bambu ve defne gibi ağaçlar görülür.
Bugün yerli halkın Batumi dediği Batum, Eskiçağ’da Pers İmparatorluğu sınırları içerisinde Bathys adıyla bilinen bir liman şehri olarak kuruldu. Pontuslular’ın hâkimiyetinden sonra Romalılar’ın eline geçti (m.ö. 63) ve Romalılar burasını doğu seferleri için lojistik ikmal merkezi olarak kullandılar. VI. yüzyılda bütün bölge ile birlikte Bizans’ın eline geçen Batum Laz Krallığı’nın idaresine verildi. IX. yüzyılda şehir Müslümanlar tarafından fethedildiyse de X. yüzyılda Gürcistan Birleşik Krallığı’nın idaresine girdi ve en parlak dönemini Gürcü Kraliçesi Tamara zamanında yaşadı. XIII. yüzyılın başından itibaren Moğol, Arap ve Gürcüler tarafından yağmalandı. XV. yüzyılın sonlarında Osmanlılar tarafından alınan Batum bir ara elden çıktıysa da daha sonra tekrar fethedildi. Kanûnî Sultan Süleyman’ın padişahlığının ilk yılında Trabzon eyaletine bağlı bir sancak olarak teşkilâtlandırıldı. 1568-1574 yılları arasında Erzurum’un bir sancağı durumunda olan Batum, asrın sonlarında müstakil bir eyalet haline geldi. XVII. yüzyılın başlarında Gönye ile birlikte Batum’da 13 zeâmet* ve 172 timar* bulunuyordu. Bölgenin Osmanlılar tarafından fethiyle başlayan İslâmlaşma hareketi XVIII. yüzyılın sonlarına kadar devam etti. Osmanlılar idaresinde büyük ve tahkim edilmiş bir kalesi bulunan Batum şehri Kafkasya üzerinden yapılan esir ticareti için önemli bir limandı. XVIII. yüzyılın başlarında Batum Kalesi’nin korunması için ortalama 200-300 civarında yeniçeri bulundurulduğu gibi Batum ve Gönye sahilleri ile Abaza ve Megrel gemilerinin korunması için de beş işkampaviye (sahil muhafaza botu) görevlendirilmişti.
1850’lerde Rus deniz seferi ve ticaret şirketi Batum’da bir acentelik açtı ve böylece burası Kırım-Anadolu-Kafkasya ticaret hattının son iskelesi oldu. Sultan Abdülaziz devrinde Trabzon Valisi Emin Muhlis Paşa tarafından imar edilen Batum’da Aziziye adıyla bir cami inşa edildi. 1878 Berlin Antlaşması’yla serbest liman olarak Rusya’ya bırakıldı ise de bu statüsünü ancak 1886’ya kadar koruyabildi. Batum’un gelişmesi 1883’te Batum-Tiflis-Bakü demiryolunun inşasıyla başladı. 1900 yılında Bakü-Batum petrol boru hattının döşenmesiyle de Rusya’nın Karadeniz’deki en önemli petrol iskelesi haline geldi; bu sebeple de nüfusu giderek arttı ve 1926 yılında 45.000 iken 1970’te 101.000’e, 1989’da da 136.000’e ulaştı.
3 Mart 1918’de Rusya Bolşevik hükümeti ile imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması gereğince Artvin ve Ardahan ile birlikte Osmanlı Devleti’ne bırakılan Batum, Nisan 1918’de müstakil bir sancak merkezi haline getirildi. Ancak 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti Batum’dan çekilmek zorunda kalınca şehir İngilizler tarafından işgal edildi (24 Aralık 1918). İngilizler iki yıl kadar kaldıkları Kafkasya bölgesinden Temmuz 1920’de çekildiklerinde Batum’u da boşalttılar ve buraya Gürcistan hükümeti el koydu. Bu durumu kabul etmeyen Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti bir askerî birlik göndererek şehri ele geçirip tekrar sancak olarak teşkilâtlandırdı ve Batum, Birinci Büyük Millet Meclisi’nde beş mebusla temsil edildi. Fakat 16 Mart 1921’de Rusya Şûralar Federatif Sosyalist Cumhuriyeti hükümeti ile imzalanan Moskova Antlaşması gereğince Gürcistan’a bırakıldı. Türk kuvvetlerinin şehri boşaltmasından sonra (28 Mart 1921) Batum, Gürcistan Cumhuriyeti (Gruzija/Gruzinskaja) bünyesinde kurulan Özerk Acara Cumhuriyeti’nin (Adjarskaja) başşehri oldu.

Bugün Batum, sahip olduğu geniş kapasiteli limanı, sanayi tesisleri, eğitim ve kültür kuruluşları ve stratejik konumu bakımından Kafkasya’nın en önemli şehridir. Limanı iç ve dış ticarette, yolcu taşımacılığında önemli rol oynayan ve ayrıca hava, kara ve demiryolu gibi geniş ulaşım imkânlarına sahip olan Batum’da petrokimya tesisleri ve makine fabrikaları bulunmaktadır. İklimin uygunluğu sebebiyle zengin bitki çeşitlerine sahip olan botanik bahçesi ile etnografik, folklorik, tarihî eserlerin sergilendiği iki müze ve Osmanlılar devrinden kalma minaresi yıktırılmış Aziziye Camii başlıca eserlerdir.

ŞEHİR TURU
Yağmur hızını kesmiş, çisil çisil yağmaya devam ediyordu. Limandan yolundan ilerlerken, o müthiş gece ışıklandırılan Miracle park ve içindekilerini görmek güzeldi.
Batum Bulvarı ile kesiştiği alan. O kadar kısa bir sürede tamamlanmış ki ismine Miracle yani Mucize Park demişler. Batum silüetinin önemli simgeleri bu parkın içinde yer alıyor.
Chacha Kulesi, Dönme Dolap ve Alfabe kulesi, hepsi aynı alanda. Alfabe Kulesi üzerinde Gürcü alfabesinin harflerini taşıyan ve her insanın insanının özgünlüğünü sembolize eden, DNA sarmalı dizaynındaki bina
Radisson Blu Otel (gün batımında terası güzel oluyor), Batumi İş Merkezi, Batum Feneri, Empire State’e benzeyen Le Meridien oteli Ali & Nino heykeli Tamar Kvesitadze tasarımı, kavuşamayan 2 insanı anlatan, hareket eden 7 metrelik dev Sea Port.
Chacha Kulesi
Bu yapı İzmir Konak’taki Saat Kulesi’nin kayıp ikiz kardeşi. Çok beğendikleri için buraya da yanısını yaptırmışlar. Tabi ortada, ikizlerin her ne kadar aynı görüntüye sahip olsa da, farklı karakterlere sahip oldukları gibi bir gerçek var tabi. Bu ikizde de Temmuz, Ağustos aylarında her gün saat 19.00’da 10 dakikalığına su yerine Gürcü vodkası Chacha akıyor!
Modern mimar yapı ile eskiyi harmanlamışlar, şehri ilgi çekici hale getirmişler. Batum özellikle gece gezilecek bir şehir.
Devasa park çok büyük, içinde güzel heykeller, figürler var. Bazı caddeleri ise ancak bir aracın geçeceği mesafede.
Avrupa Meydanına geliyorum, bir parkın orada, bir de Avrupa meydanında araçtan iniyorum, hem soğuk hem de yağmur yağmaya devam ediyordu. Pizza meydanını ve Avrupa Meydanı (Europe Square), şehrin ana meydanı olarak geçiyor. Sıcak yaz akşamlarında çocuk cıvıltılarına ve hoş sohbetlere ev sahipliği yapan parkın merkezinde yer alan, elinde altın koyun postu ile Medea Heykeli 1 milyon Lari’ye mal olmuş. Batum’da hemen hemen her meydanda bulunan havuz fıskiyelerini burada da görüyoruz.


Batum’u çok iyi gezdiğimi söyleyemem, taksici acele ediyordu. hava yeniden çok bozulmuştu. dışarıya çıkmama fırsat vermedi. En azından şehir hakkında ön bilgim oldu. Gezdiğim kadarıyla Tiflis’ten daha güzel, derli toplu bir şehir.
Eve dönmenin telaşı sardı beni, daha yolum çok uzundu, yağmur alabildiğine yeniden devam ediyordu. Terminale geldiğimde, bilet satan Gürcü bayan bana tükenmez kalemle yaptığı bir resim çalışmasını hediye etti, kahvesini de içtim. Dostluk kurulduğunda, hiçbir şeyin önemi kalmıyor.
Kendisi aynı zamanda kukla ustası, sanatçı ve bebek bezler yaparak iki işte çalışarak yaşamını kazanıyordu.
Birgün detaylı Batum’u gezmek isterdim özellikle gece…

Bitti

Etiketler
YORUM YAZ