BAŞKAN ÖZTÜRK, "BU SEÇİMLER SIRADAN BİR SEÇİM DEĞİL”

12.02.2019 - Salı 09:41

Kozan Belediye Başkanı ve Millet ittifakı Belediye Başkan Adayı Musa Öztürk seçim çalışmalarını aralıksız sürdürürken oda başkanları, sivil toplum kuruluşları, muhtarlar ve iş adamlarıyla bir araya gelip Kozan üzerine bilgi alışverişinde bulundu.

Muhammet Alparslan ev sahipliğinde gerçekleşen
kahvaltı programında konuşan Kozan Muhtarlar Derneği Başkanı Salim Açıkgöz, “Millet
İttifakı Kozan Belediye Başkan Adayı Sayın Başkanımız Musa Öztürk’e hayırlı uğurlu
olsun diyorum” şeklinde konuştu.

TALİHSİZ BİR NESİLİZ…

Programda geçmiş dönemlerde yapılan hatalardan
örnekler anlatan Millet İttifakı Kozan Belediye Başkan Adayı Musa Öztürk,
“Öncelikle bizi bir raya getiren Muhammet kardeşime teşekkür ediyorum. Dinimizde
de bir raya gelin istişare edin, sohbet edin ki birbirinizi anlayabilesiniz.
Biz çeşitli aşamalardan gelen talihsiz bir nesiliz. 68’de dumanımız çıktı. 80’de
keza öyle oldu. Hala bugün oldu kafamızdan duman çıkıyor. Ben geçmiş tarihlerde
görevli bir masa şefiydim. Yani emniyetteydim. Birçok gencimizi sağ-sol
olaylarıyla ve yaşanan darbeler neticesinde, seksen yılına kadar 5 bin kişiyi
kaybettik. Şimdi onlar devleti idare edecek konumdaydı, delikanlıydı, liderdi,
adam gibi adamlardı. Suçları neydi? biri sağ kolunu kaldırmış; bağımsız Türkiye
diyordu. Diğeri sol kolunu kaldırmış; bağımsız Türkiye diyordu. Bu Türkiye
diyenleri önce 12 Mart’ta, sonra 12 Eylül’de ayıkladılar. Sanki pamuk
tarlasında ayrık otu temizler gibi bir bir ayıkladılar. Şimdi ise inançlı ihlâslı
bir gençlik yetiştirelim dediler. Maalesef birtakım insanların zafı yüzenden
80’den bugüne yetişen muhafazakâr, milliyetçi, ihlâslı, inançlı vatansever
gençlik devletin ihmalinden dolayı ne hale geldi, hep beraber görüyoruz.” Dedi.

HEP DIŞ GÜÇLER, DIŞ GÜÇLER. PEKİ, BİZ
NE YAPIYORUZ.

Bir neslin daha nasıl yok edildiğini anlatan Başkan
Öztürk, “Bu Pensilvanya'daki papaz, Merhum Özal’ında kalp doktoru olan ve
benimde yakinen tanıdığım Hilmi Özkutlu’nun dedesinin yanında topu topu üç sene
İlkokulda okumuş. Ondan sonra izini bulana aşk olsun. Ondan sonra ne oldu,
birçok milliyetçi muhafazakâr gençlik ona teslim edildi. Sonra da dizimize
vurmaya başladık. Yine bir nesil yok edildi. Hani hep dış güçler, dış güçler.
Peki, biz ne yapıyoruz. Bir insanın kendi kendine yapmış olduğu kötülüğü bütün
düşmanları birleşse yapamaz. Biz kendimizi hiç sorgulatmadık. Böylede bir
huyumuz var. Ahmet'in kabahati, Mehmet'in kabahati” diye konuştu.

BAK BAKALIM,  FETO MU, 
ÇETO MU KİM ÇIKIYOR ORTAYA

Başkan Öztürk, “Nasrettin Hoca'nın hikâyesi
malum merkebi çalınmış. Kadı, hocayı sorguya çekmiş eşeği ahıra bağladın mı? Kapısını
kapadın mı?  kilidi var mıydı? Hoca kadı
efendiye dönüyor. Kadı efendi,  bu
hırsızın hiç mi kabahati yok diyor. Yani bizim hiç mi kabahatimiz yok. Biz o
tedbirleri aldık mı. Hani öğrenci yurtları. Özal'dan sonra bu memlekette öğrenci
yurdu yapılmadı. Birilerine havale edildi. O göz nuru geleceğin Türkiye'si olan
çocukları, bilim-irfan ve tahsil sahibi çocukları birileri aldılar ondan sonrada
merdiven altında yetişmiş, bir takım cemaat bozuntularına teslim edildi. Ondan
sonra ah vah, ah vah. Her gün operasyon. Geç kalınmıştır. Devlettin bu tür
işlere el koyması lazım. Bir öğrenci Ankara'ya gittiği zaman Onun bunun
tarikatını cemaatini aramasın. Devletin yurdu olduğunu bilsin. Bursu olduğunu
bilsin. Bak bakalım,  Feto mu,  Çeto mu Kim çıkıyor ortaya. Devletin ihmalin
de. Ben o devlet iyi bilenlerden birisiyim. Hayatım bir fiil 30-40 Yıl Bu işin
içinde geçti. Kimse başkasına kabahat bulmasın. Önce kendini bir sorgularsın.
Hepimiz zaman zaman kendimizi sorgulamıyor muyuz. Bir Hadise olsa acaba nerede
hata yaptım. Öyle değil mi. Hepimiz bunu kendi kendimize sorgulayacağız. Ondan
sonra taraf etraftan suçlu arayacağız. Maalesef Biz de kolaylık var. Dış
güçler, dış güçler. Peki iç güçler ne yapıyor. Biz ne yapıyoruz. Bizim şuurlu
ve akıllı olmamız lazım. İlke ve inkılaplarımıza, demokrasiye, İnsan haklarına
sımsıkı sarılmamız lazım. Biz burada 130 bin nüfuslu Kozan da bunları yapmaya
çalıştık. Çalışıyoruz da. Yaptıklarımız oldu. Yapamadıklarımız oldu.
Yapamadıklarımızdan dolayı hepinizden özür dilerim.  Bu bir erdemdir. Hata yaptık mı? Evet, hata
yaptık. Kul beşer şaşar. Hatta daha ileri gidim. Bir takım Alimler der ki
Peygamber Efendimiz ömrü hep kerametlerle ile geçmiştir. Ama Keramet ömrü
hayatında %5 tir. Hatta Uhud Savaşı'nda İnsan olduğu için Zaaf gösterdiği
söylenir. Biz kimiz ya, elbet hata da yapacağız, sevabımız da olacak. Hata ve
sevap hanelerini teraziye koyacağız. Hangisi ağır geliyorsa ona bakacağız.
Yoksa dört dörtlük Allah'tır Eğer öyle hatalarımız olduysa şimdiden peşinen
hepinizden özür dileriz. Bu bir erdemdir.” Dedi.

HATA YAPARSAN TARİH TEKERRÜRDEN
İBARETTİR

31 Mart’ta yapılacak olan seçimlerin sıradan
bir seçim olmadığına dikkat çeken Başkan Öztürk, “Şimdi önümüzde bir mahalli
seçimler var. Bu seçimler sıradan bir seçim değil. Kim ne derse desin. Ben
bunları yaşadım. Nasıl yaşadım, sene 89 Rahmetli Özal’ın 14 veya 16 ay önceydi.
29 Kasım 1987 seçimler olmuş Anap %36 ile iktidar. Geldi Mart ayı, 1989'da,
işte o 16 ay içerisinde mahalli seçimlere girildi. Bu arada yere göğe sığmayan
bir İstanbul Belediye Başkanı var. Bedrettin Dalan, Özal’ı tanımaz, partiyi
tanımaz, medyayı eline almış. Şimdiki yalakalar gibi bazılarında etrafında da
toplandı, beyaz derse beyaz diyor, kara destek kara diyor. Aynı düzen. Yani
artık basireti bağlanmış. O da %76 ile geleceğim diyor. En son gazeteciler
diyor ki, ya başkan biraz firen. En sonunda  %56 ya indi. Tabi ki bizde günlük haber
alıyoruz. Hayır diyor.  Mensubu olduğu
Partisi'ni tanımıyor vesaire. Yine o dönemde Nurettin Sözen diye biri CHP den
aday. Gazetecilere yalvarıyor ölüm ilanı kadar benimde bir haberimi yapın.
Sekizinci sayfada dahi yer alamıyor. Neticede 24 Mart'tı 25 Mart’a bağlayan
sabah bir kaldık ki, her tarafta devrim olmuş. Kütür kütür O kalelerin hepsi
yıkılmış. Bedrettin Dalan %26, Nurettin Sözen %36, Anap %21.  Bunları niye anlattım biliyor musunuz? Hata
yaparsan tarih tekerrürden ibarettir. Ben tarih anlatmıyorum. Geçmişte yaşanmış
bir hadiseyi anlatıyorum. Neticede şimdiki duruma da getirin, endeks yapın. Bu
kibir neyin nesi? Bu mağrurluk neyin nesi? Hani kaç tane dost ülkemiz var. On
sıfır başladık, şimdi bir tane dost ülke gösterin. Malınız elinizde kaldı.
Burası narenciye bölgesi. Burası sebze meyve bölgesi. Benim yüzümden mi kaldı?
Limon 16 sene önce 700 liraydı. Washington 500 liraydı. Şimdi ne? Ben de
üreticiyim. Hafif bir dolu vurdu dediler, alın götürün gözüm görmesin dedim.
Ben birinci sınıf mal yetiştiririm. Valla 40 kuruşa mı geldi. 45 kuruşa mı
geldi bilmiyorum. Üstelik geçen yıl da dolar 3400 liraydı. Şu anda 5200. Ne
kadar enflasyon olmuş ve değer kaybetmiş. Her şey sıfırlanmış. Onun için
İstikrar olmayan bir evde, İstikrar olmayan bir şehirde, İstikrar olmayan bir devlette,
iki yakan bir araya gelmez. Ben İstikrar'dan yanayım. İstikrarın adayı olarak
da çıktım. Bazıları çıkıp soracak, hatırlatma yapacak. Hani Musa Bey bir
devreydi. Şu manzarayı görüyorsunuz.  Bir
devre mi kal dersiniz? Ömür boyu mu kal dersiniz? Şu manzaraya bir bakın.
Ben  Kozanlıyım,  hem de ezbere Kozanlı değilim. Hiç kimse
kusura bakmasın yedi neslim burada doğdu, burada öldü. Kimse kusura bakmasın
ayak takımına Kara kaputluya Kozanı bırakmam. Bırakmayacağım da. Bakın ona göre
Kararınızı verin.” Dedi.

YORUM YAZ